Selim Güner: “Trabzon kanser gibi büyüyor”

0

Trabzonlu iş adamı ve eski mimar Selim Güner ile Trabzon’un kensel dönüşümünü konuştuk. 

Trabzon’un kanser gibi büyüdüğünü belirten Güner: Trabzon’da turizm gelişiyor ama bu da şehirleşme gibi kontrolsüz ilerliyor” diyor.

Trabzon kentinin mimari olarak büyümesini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Kanser gibi bir büyüme var; hani kanserli hücreler kontrolsüzce büyür ya; bana göre Trabzon şu an böyle bir değişim yaşıyor. Maalesef Trabzon’da sağlıklı bir yapılaşma yok; şimdiye kadar hiçbir imar planlarının gerçekten düşünülerek yapıldığına inanmıyorum. Bu olanların 100 yılık öngörüyle yapılıyor olması lazım ancak bugün yapılanlara bakara bu böyle yapılıyor diyebilmek mümkün değil. Örneğin: Sahil yolu kısa vadede çok kullanışlı, hızlı ve kesintisiz ulaşım diye inanılmaz reklamlarla sunuldu ama uzun vaadeli bakarsanız;  en değerli coğrafyalardan bir tanesi talan edilerek yapıldı. Uzun vaade de şehre zarar veriyor. Yetmiyor bir yol daha yapıyoruz: Tanjant yolunu. Onu yaparkende yine benzer talana devam ediyoruz. Dediğim gibi kanser gibi yayılan bir büyüme var. 

Yani sizde kent ile denizin bağının koparıldığını düşünenlerdensiniz?

Bu gerekirse olabilir ancak üzerinde iyice düşünüşmüş, uzun vaadeli planların olması gerekiyor.  Yani şehri geliştirmenin tek çözümü buysa olabilir. Ama biz burayı dolduracağız şurayı dolduracağız, yetmedi bunu yapacağız gibi ardı arkası kesilmeyen bir durum olursa ve bu planlasız ilerlerse kabul edilemez birşey olur. Maalesef bugün görüntü biraz böyle! Doğal sahili olan bir kentin deniz kenarını ile bağlantısı olması gerekir. Bu bağlantıdan kasta üst geçitler değil. Şehrin denizle bağı organik olmalıdır. Ama bugün kentin bu bağını kopardılar. Konut yapılırken binalar yüksek yüksek yüksek yapılıyor. Binaların reklamı yapılırken denizi görebiliyorsunuz deniyor ama denizi hissedemiyorsunuz bile. Denizi  hissedeceğiniz bir mekan bile yok. En basit örneği artık Karadeniz de balık yok.

GIDAYA ULAŞMADA SIKINTI YAŞIYORUZ 

Yani sizde yeşil alanların katledildiğini düşünüyorsunuz?

Açık konuşalım; bugün Trabzon’da yeşil alanın varlığından söz edemeyiz. Yani Trabzon’da kentin sahil kanarının getirdiği avantaj kesinlikle yok. Arabayla şehir merkezinden uzaklaşınca bile yeşillik kayaların üzerinden akıyor. Yani yeşil alanlar hem yetersiz hemde kötü yönetiliyor. Öte yandan tarın alanlarının imara açılmasıda hoş karşılanabilecek bir şey değil. Mesela burada bir mekan işletiyorum: zaman zaman gıda sıkıntısı yaşıyoruz. Bu zamanlarda maliyetler yüksek oluyor çünkü kullandığınız malzeme Eğe’den geliyor, olmadığı ya da az üretildiği zaman yurtdışından gönderiliyor. Böyle olunca fiyatlar yükseliyor. Bu nedenle tarım alanlarının gerekirse vatandaşa rağmen korunması ve tarımın teşvik edilmesi gerektiğine inanıyorum. Bundan da kenti yöneten idareciler sorumlu. 

Bir işletmeci olarak kentteki kültürel ve sosyal mekanların durumunu nasıl değerlendiriyorunuz? 

Kentimizin bu alanda eksikliklerinin olduğuna inanıyorum. Mesela burada bir sanat evi var, sanat seven insanların bir araya geldiği güzel bir mekan. Ancak onun dışında kültürel ve sosyal alan var mı derseniz, çok eksikliklerin olduğunu düşünüyorum. Örneğin: çok amaçlı açık ya da kapalı bir salon ya da salon kompleksi hala yok.  Yıllardır yapılan etkinlikler AKM’ye ya da başka  bir yerlere sıkışıyor. Onlarda çok sınırlı. Gönül ister ki; bir sponsor  falan devreye girse, bir etkinlik alanı yapılsa orda da sergiler, konserler verilmiş olsa.

Peki sizce kent tarihine sahip çıkabiliyor muyuz? 

Son yıllarda bazı restorasyon çalışmaları yapılıyor. Geçtiğimiz yıllarda bazı binaların ele alınıp restore edildiği, yenilendiğine şahit olduk. Yukarıda da dediğim gibi 100 yıldır yapılan hatalı planlama ya da tarihi yapıların yeterince önemsenmemesinden kaynaklı planlama bu kente büyük kötülük etti. Bu yüzden bugün birçok kayıp bina ve yapı var. Bu durum içimi acıtıyor! 

Yani Trabzon yaşanılabilir bir kent değil mi? 

İşimden dolayı burada çok fazla insanla tanışıyorum. Her ne kadar homojen bir toplum olsakta özellikle gençlerimizin bir kısmının işsiz olması, hava kirliliği, bazı trafik konusundaki sıkıntılar insanın keyfini kaçırıyor. Az önce ifade ettiğim gibi sosyal etkinliklerin azlığı konusunda eksiklikleri kapatmamız gerekir. Bunların dışında birçok yere göre güvenli bir kent olduğumuzu söyleyebilirim. 

TURİZM ŞEHİRLEŞME GİBİ KONTROLSÜZ GELİŞİYOR

Bu durum Turizmi nasıl etkiliyor? 

Kabul etmek gerekirse son yıllarda otel miktarında ciddi bir artış var. Tarihin birçok binanın yıkılışını gördük; çocukluğumuzdan beri bildiğimiz yerleri otel yapmak için yıktılar. Yine meydanda birçok tarihi yer otel oluyor. Yatımcı açısından bakınca çok fazla Arap turist geliyor; ancak onlar şehre ne katabilir ki? Bu yüzden bahsettiğimiz yatırımcıların sadece otele değil başka şeyler de yapmaya teşvik edilmesi gerekiyor. Ama maalesef birçok işletme özellikle Arap turistler yaklaştığında kapılara koşuyor. Oysa onlara her müşteriye yaklaştığımız gibi yaklaşmalıyız. Yani herşeye rağmen Trabzon’da turizm gelişiyor ama bu da şehirleşme gibi kontrolsüz ilerliyor. 

Son olarak etmek istediğiniz birşey var mı? 

Şu an yapılan bir çok şey sosyal medyada paylaşıldığı için bize daha çok batıyor. Ancak eskiden de benzer şeyler oldu, aslında tarihi yapılar o yapı kaosunun arasına sıkışmış binalar olarak  kaldılar. Bu yapıları korumanın önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca geçmişe dönük referans olduğuna inanıyorum. Şehircilik açısından baktığımız zaman işin ucunu kaçırdık geri dönülmez bir yoldayız dedirten bir durum var. Örneğin: meydanın üst taraflarında çok tarihi eser var, ama bir kısmı boş ve bir kısmında yaşayanlar var. Oysa buraları restore etsek, kent mirası olarak sahip çıksak harika olurdu. 

ÇOK SAYIDA ENTELEKTÜEL BU KENTTEN ÇIKTI

Öte yandan kültür sanat şehri olarak ünlenen Trabzon’un herşeye rağmen kendine özgü yapısı, bir çeşit karizması var. Sonuçta geçmişe dönük bakarsak buradan çıkan kültür sanatla uğraşan çok sayıda entelektüel var. Ama maalesef geride bıraktıkları şehir o insanların varlığını yükseltecek bir şehir değil. Bu durum cidden çok enteresan, sanki çok çiçek açılıyor burda ama hiç biri burada değil. Yani biz hep çorak kalıyoruz! Oysa güzel işlere imza atabilen, dünya çapında yerlere gelecek insanlar yetiştiriyoruz.  Bu bilinen bir gerçektir. 

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin