Seyyar Sahne’den ‘Tehlikeli Oyunlar”

0
sahne

Kuruluşundan bu yana Türk ve dünya edebiyatının önemli eserlerini profesyonel bir yaklaşımla sahneye aktaran Seyyar Sahne, Oğuz Atay’ın “Tehlikeli Oyunlar”ını sahneliyor

Değeri ölümünden sonra anlaşılan yazar Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar” romanında, Hikmet Benol karakterinin varoluş mücadelesi ele almaktadır. İç monolog ve bilinç akışı tekniğiyle okuyucuyu daima dikkate zorlayan bu harika ama bir o kadar da yorucu eseri sahneye aktaran Seyyar Sahne, eserin gerçek değerinin anlaşılmasını sağlamaya çalışıyor.

Sekiz aylık bir çalışma sonucu sahnelenen oyunun ortaya çıkış hikayesini Celal Mordeniz şöyle ifade ediyor:

‘Tehlikeli Oyunlar’ı sahneleme fikri Ağustos 2008’de Gümüşlük Akademisi’nde oluştu. İTÜ Sahneli ve Bilgi Sahneli oyuncuların katıldığı, ben ve Erdem’in yönetimindeki ikinci tiyatro çalışması kampındaydık. Günün son çalışması gece on bir-on iki arasında sesli roman okumaktı. Tehlikeli Oyunlar’ı kampta okumayı önerdiğimde aklımda sahneleme düşüncesi yoktu, ancak romanı duymaya başladığımda çalışma arkadaşlarıma böyle bir öneri yapmaya karar verdim. Aklıma birtakım sahneleme buluşları filan geldiğinden değil, bir çeşit refleks olarak gelişti öneri. Tek bildiğim tek kişilik bir oyun olacağıydı. Şimdi dönüp baktığımda her büyük romanda en az bir tane tek kişilik oyunun saklı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyorum. Hatta bana öyle geliyor ki ‘tek kişilik oyun’ mefhumu roman sanatının sahne sanatına çevrilmesinden doğmuştur. Yani modern romandan önce tek kişilik oyundan söz etmek anakronik bir durum olurdu. Modern romanla tanışmamış bir çağın izleyicisinin sahnede göreceği tek başına bir oyuncu, onun algısını aşardı; oyuncunun arkasında bir koro olmaksızın oyuncuyu algılayamazdı. Özetle, tek kişilik oyun, tiyatronun romanla hemhâl olduğu yerdir. Roman bireyselliğe, tiyatro ise kamusallığa denk geldiğinden bu buluşma, bireyin bütün mahremiyetiyle kamunun ışığına çıkışını temsil eder. İzleyeceğiniz oyunun oyuncusu Erdem Şenocak’tır. Çalışmalar sırasında sahneleme, oyunculuk üslubu, metin düzenlemesi üstüne önerileri Oğuz Arıcı ile birlikte yaptık.’

Tek kişilik oyun sergilemenin zorluğu

Tek kişilik oyunlar izleyicinin gözünde her zaman izlenilmesi en tehlikeli ve en zor oyunlardır. Zira metin iyi işlenmezse en harika eserin bile mahvolduğuna tanıklık edebilirsiniz. Ancak Erdem Şenocak sergilediği performansla bu önyargınızı kırmaya kesinlikle aday.

Sahnede sadece iki adet salıncak dekor olarak kullanılıyor ve sanatçı, bu salıncaklarla adeta bir iç yolculuğa çıkıyor. Bizi bize hatırlatan bu önemli eseri kimi zaman kahkahalarla kimi zaman hüzünlenerek izliyorsunuz. Bu eserin tiyatrolaştırılması edebiyatımıza önemli bir değer daha katmıştır.

Oğuz Atay topluma bir sosyolog gibi bakmayı başarmış değerli bir kalem. Yazarımızın topluma, ama en çok kendimize yönelttiği tespitlerden bazıları şöyle sıralanabilir:

Duvarlarına takvimler asan evlere bir türlü benzeyemedik. Evinizi daireye çevirdiniz bu takvimlerle, diyordum onlara. Bana gülerlerdi: Evi olmayan ukala aydınların bu öfkesine, yuva sahibi cahil insanların rahatlığıyla gülerlerdi. Bir yandan da beni severler ya da acırlardı bana. Benim için, oturma odasındaki sobayı sabaha kadar yakarlardı. İnsan yer yatağından kolunu uzattı mı hemen halıyla karşılaşır albayım. Sabahları, kimseyi uyandırmadan sessizce yola koyulurdum; gezici din adamları gibi. Yalnızlığın dinini yayıyordum.(Başarılı olduğum söylenemezdi.) Ben Tanrı misafiriyim; kendisinin çok selamı var sizlere.(Gülerlerdi) Bu akşam size yolladı beni. (Birbirlerine bakarak, gene bir şeye canı sıkılmış bunun, derlerdi içlerinden.)

İnsanlardaki zavallılığı, önce çocuklar seziyor galiba.

İnsanlara kaptırma kendini, durmadan koşuşma, onlara uyma, insan bir makinedir, bir yerde bozulur, yavaş yavaş kullan aklını.

Herkes, tarih okuyor albayım; bugüne değer veren kalmadı. Bugünü daha iyi anlamak içinmiş aslında. Ne olacak anlayacaksın da? Daha iyi mi yaşayacaksın?

Beni hep durduruyorsunuz albayım. Bir gün beni kimse durduramayacak. Ve kendimi rezil etmeme imkan verilmedikçe, ben de el âlemi rezil etmeye devam edeceğim. Ve herkes kaybedecek bu yüzden.

Karım düşündüğü için, ev işlerini de ben görüyordum albayım. Çok düşünceli kadındı. Durmadan düşünürdü.

Bu ülkede çocuklara yer yok. Başka ülkelerde varmış, her tarafı yeşil ülkelerde. Biz, büyük bir sabırsızlıkla çocukların büyümelerini bekliyoruz. Onların kafalarına vuruyoruz, adam olmaları için. Seniyezitseni olarak görüyoruz onları. Kafalarını tıraş ediyoruz çabuk büyüsünler diye. Benim içimdeki çocuk büyümedi. (Yirmi üç nisanda onu da bir saatlik başbakan yapsalardı belki büyürdü. Hayır büyümezdi.) Yıllardır taşıyorum içimdeki çocuğu; yaşamadığı için büyümedi hiç, amcası.

Seyyar Sahne hakkında

Oyunu başarıyla sergileyen Seyyar Sahne ise kendini şöyle tanımlıyor:

“Her ne kadar alışılagelen anlamda “profesyonel” tiyatrocular olmasak da grubun kuruluşunda “hoşça vakit geçirmenin” ya da günün yorgunluğunu üzerimizden atabileceğimiz bir hobi ile uğraşmanın ötesinde motivasyonların rol oynadığını vurgulamak yerinde olacaktır. Bizi harekete geçiren esas dürtünün, sürekli olarak “soyu tükenen sanat” muamelesi gören, “eğlencelik” olmakla “müzelik” olmak seçenekleri arasında bırakılan tiyatro sanatının birçok zorluğa rağmen dinamik bir faaliyet olarak sürdürülebileceği düşüncesidir. Ve bizce böyle bir dinamizm, “tiyatro sanatını yaşatabilmek” adına değil, bize kendini doğalmış gibi kabul ettirmeyi her seferinde başaran o meşhur “gündelik hayatın” akışında ufak tefek de olsa sızıntılara yol açabilmek adına sağlanmalıdır. Gerek sanatsal ve düşünsel üretimde, gerekse siyasette yaratıcı yaklaşımların öncelikle o fena halde “gündelik” gibi görünen hayata biraz olsun yadırgayarak bakabilmekle mümkün olacağını düşünmekteyiz.”

Daha fazlasını sizin keşfetmenizi istedik. Kitabı okuduktan sonra bu özgün oyunu da izlemeyi ihmal etmemenizi öneririz.

Yazan: Tuba Karamuklu

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin