“Piç Yıllar bir başarı hikayesidir”

0

Trabzon’da yaşayan ve Seslendirme sanatçısı olan Yasemin Baş ile çok keyifli ve eğlenceli bir röportaj gerçekleştirdik. Yasemin Baş’ın sorularımıza verdiği cevaplar söyle;

Biraz kendinizden bahseder misiniz?

80’li yılların şanslı çocuklarındanım. Yani şanslı olduğumu düşünüyorum çünkü sonraki kuşaklar beni çok hırpalarmış. Erzincan’da doğdum Trabzon’da büyüdüm. Hayatımdaki ikinci şansım bu sanırım; bu iki kültürde (daha çok Doğu kültürü; anneannemle) yetişmek… Belki bu sebepten hep dünyalı kaldım. Üçüncü şansımı merak edenler var mı?  (Gülüyor…) Çok aidiyet duygum yok çocukluğuna vefalı, yaşadıklarına değil hayal ettiklerine mana yüklemeyi biraz geç keşfetmiş, somut kaidelerin bireysel; yalnızlığınsa bir ödül olduğunu düşünen ve gülmeyi de bazen ağız dolusu küfür olarak kullanan sıradan bir kadın diyelim.

Aslında biz sizi sürekli duyuyoruz tv programlarında, reklam aralarında, sinema salonlarında, mağazalarda, uçakta, otobüste ve bir çok markada da seslendirme yapıyorsunuz; nasıl başladınız?

Evet hayatımın en güzel bölümü. Yaşamın bütün yorgunluğunu mikrofon başına geçince unutuyorum; ilacım; işim. Radyo programlarıyla başladım, televizyonlarda çalıştım derken gazete sonra eğitimler verdim… En çok sevdiğimde kaldım; seslendirme…

 Birçok kitap seslendirdiniz. En sevdiğiniz kitap hangisidir?

Sesin olduğu tüm çalışmalarda varım ancak bu son bir yılda işimin en keyifli taraflarından biri oldu evet. Zaten okumayı seviyorum hal böyle olunca da sektörde yer edindiğim için işimi yapmış oluyorum. Dünya ve Türk edebiyatından bir çok ismi seslendirdim hepsinin yeri gönlümde çok ayrı ama her okuduğumda bende farklı bir tat bırakan;  Michel de   Montaigne/ Denemeler olmuştur hatta size çok iddialı gelebilir belki ama bir kutsal kitap daha deseler bu Denemeler olsun derdim…

 Roman kahramanınız var mı?

Elbette olmaz mı?(Gülüyor) Benim gibi hayal dünyasını mesken etmiş birisi… KÜÇÜK KARA BALIK/Samed Behrengi.

 Çok yönlü bir iş durumunuz var yoruluyor musunuz?

Evet enerjisi çok yüksek bir meslek ses oyunculuğu. Duygularınız ne durumda olursa olsun mikrofonu açtığınızda yalnızca onun istediği duyguyu vermek zorundasınız. Bedenen çok yorulsam da emeğimin karşılığını görmek ruhumu dinlendiriyor…

İnsanların edebiyata bakışı nasıl olmalıdır?

Bu soruya nasıl cevap verebilirim; bir kere şu kibirli hava hoş değil. Yazmak ve okumak kimsenin tekelinde olan bir şey hiç değil. Elbette seçici olabilirsiniz her yazan yazar çok okuyan da bu bilgiyi iyi analiz yapabilen olmayabilir ya da doğru şekilde paylaşan… Bence yazmak ve okumak her şekilde kıymetli. Edebiyat özgürdür; özgürce bakılmalı ona…

 Piç yıllar adında bir kitap yazdınız. Kadın olarak tepki aldınız mı?

(Gülüyor) Hiç tepki görmeyeceğimiz bir yer var mıdır acaba? Eril bir dünya bu; elbette tepkiler oldu. Yalnız bazı kadınlar o tepkileri güce dönüştürür. PİÇ YILLAR bir kadının tüm duygularının olduğu ve içinde zerre kurgu barındırmayan bir başarı hikayesidir, geçmişe çelme takarak yoluna devam edebilme anlaşmasıdır; dünya için minicik kendi adına kocaman. Üzgünüm. Onlar için yapabileceğim bir şey yok. İkinci kitapta görüşmek üzere…

 Kitap yazma fikri nerden aklınıza geldi?

Kendimi bildim bileli yazarım; her yaşadığımı, her gördüğümü, her sevdiğimi… Yazmak sonradan gelen bir fikir değil bence doğuştan bir kodlama. Bunu bir kitaba dönüştürmekte biraz cesaret.

 Bizim aracılığımız ile kadınlara ne söylemek istersiniz?

Hayatımın önemli isimlerinden, sevgili Ahmet Arif’in yazdığı gibi “(…) Kendine iyi bak. Bir daha hiçbir ana doğurmaz seni. Bir daha hiçbir cihan bulamaz seni.”

Ropörtaj: Merve Tanrıkulu

 

 

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin