Uyku apnesine dikkat!

0

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Salih Bilgin, toplumun yüzde 42’sinin horlama sorunu ile karşı karşıya olduğunu belirterek, horlamanın neden olduğu uyku apnesine karşı uyarılarda bulundu.

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Salih Bilgin, horlamanın neden olduğu uyku apnesinin (uykuda solunum durması), hayatı tehdit edebilen önemli bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı. Bilgin, “Toplumun yüzde 42’si horlama sorunu ile karşı karşıya. Yaşın artması ile birlikte erkeklerin yüzde 60’ı, kadınların ise yüzde 49’u horluyor. Düzenli horlama uykuyu bölmüyor ve solunumu durdurmuyorsa, önemsiz. Ancak uykuda 10 saniyeden 1-2 dakikaya kadar solunum durmasına neden olan uyku apne sendromu; yüksek tansiyon, kalp krizi, beyin damar tıkanıkları sonucu felç gibi ciddi hastalıklara neden oluyor” dedi.

Yorgun uyanma nedeni uyku apnesi olabilir 

Yorgun uyanma nedeninin uyku apnesi olabileceğine değinen Bilgin, “Gece nefes durmalarının saatte 5’in üstünde olduğu klinik duruma uykuda solunum durması hastalığı deniyor. Esas belirtileri horlama, tanıklı uykuda nefes durması ve gündüz aşırı uyku hâlidir. Hastalığın en büyük etkisi bölünmüş, parçalanmış uykuya neden olmasıdır. Hastanın hem horlama nedeni ile hem de uykuda solunum durması atakları nedeni ile derin uyku ve rem dönemi dediğimiz uykunun esas geçirilmesi gereken dönemlere geçmesi mümkün olmamaktadır. Sonuçta hasta fiziksel ve ruhsal dinlenmesi için olmazsa olmaz uykunun bu dönemlerini uyuyamamakta ve uykusunun büyük çoğunluğunu yüzeysel uykuda geçirmektedir” şeklinde konuştu.

Yaşam kalitesi olumsuz etkileniyor 

Hastalığın yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini ifade eden Bilgin, “Uykuda solunum durma süresi bazı hastalarda 1,5-2 dakikaya kadar uzamaktadır. Normal zamanlarda sağlıklı bir kişinin bile nefesini bu kadar tutamadığı, soluksuz kalamadığı herkes tarafından bilinmekte. Bunların yansıması olarak sabah baş ağrıları, ağız kuruluğu, gece terlemesi, öksürük, karar verme yeteneğinde azalma, hafıza zayıflaması, unutkanlık, kişilik değişikliği, çevreye uyum güçlüğü görülmektedir. Hastalığın ağırlık derecesine göre bu semptomların şiddeti artmakta ve kişi hem çevresi için dayanılmaz bir hâle gelmekte hem de yaşamdan hiçbir zevk almamaktadır” dedi.

Hastalığın tanısının yalnızca uyku laboratuvarında konulabildiğinin altını çizen Bilgin, “Bu kadar sık görülen ve ağır sonuçları olan bu hastalığın hem toplumdaki bireyler hem de sağlık personeli tarafından yeterli bilinmemesi bu hastalığın toplumda yaptığı tahribatı daha da artırmaktadır” ifadelerini kullandı.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin