Uğur Mumcu ve Dipten Gelen Dalga

0
Uğur Mumcu

Yakın tarih anekdotları-5:   Uğur Mumcu ve Dipten Gelen Dalga

1975 HALKEVLERİ KURULTAYI…

Ankara’da Türk-İş konferans salonundayız.

Halkevleri tarihinde önemli bir dönüm noktası.

Ama, o konuya girmeden önce, Halkevleri hakkında kısa bilgi vermeliyiz. Çünkü şimdiki kuşak, Halkevleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmayabilir.

***

Halkevleri 19 Şubat 1932 yılında Ankara’da Atatürk tarafından kuruldu. Ama temeli, 1928’de açılan ve yeni yazıyı halka öğretmek misyonunu üstlenen ‘Millet Mektepleri’ne dayanır.

Uğur MumcuHalkevlerinin kuruluş amacı, Cumhuriyet Devrimi’ni halka benimsetmek için bir kültür atılımı başlatmak olarak özetlenebilir. Köylü-aydın ayırımını ortadan kaldırmak ve ulus olarak kaynaşmak için; dil ve edebiyat, güzel sanatlar, temsiller, spor, halk dansları, kütüphane, yayın, köylülük, tarih, kurslar vb. alanlarda çalışmalar yapmak… Demokrat Parti iktidarı tarafından kapatıldığı 1952’ye kadar, biri Londra’da olmak üzere 478 Halkevi ve çoğu köylerde olmak üzere 4322 Halkodası kurulmuş ve tüm ülkede görülmemiş bir kültür seferberliği gerçekleştirmiştir.

Uğur MumcuHalkevleri 1960’da 27 Mayıs hükümeti döneminde yeniden açıldı. Buna biz ikinci kuşak Halkevleri hareketi diyoruz ki, ben de onun içinde yar aldım. Bütün sağlam Cumhuriyet kurumları gibi, bu ikinci kuşak Halkevleri de 12 Eylül 1980’de yine kapatılmış ve benim de içinde bulunduğu kadrolar yargılanmıştır. 1990 başlarında kurulan üçüncü kuşak Halkevleri halen faaliyettedir.

***

1975 Temmuz ayı içinde Ankara’da toplanan VI. Halkevleri Kurultayı, daha başta, divan başkanlığı seçimi aşamasında çekişmeli geçti. Çoğu 27 Mayısçı emekli subaylar ve aynı zamanda tabii senatör olan Genel Merkez kadrosunun divan başkanı adayı, o zamanki Emniyet Sandığı Bankası (sonradan Ziraat Bankası ile birleşti) Genel Müdürü Mithat Özdeş, Anadolu’nun çeşitli illerinde gelen delegelerin adayı da bendim. Mithat Özdeş, aynı zamanda Atatürk’ün silah arkadaşı General Müfit Özdeş’in oğluydu ki, benim çok saygı duyduğum saygın bir kişilikti. Ne var ki, biz yurdun çeşitli yerlerinden gelenler güçlü bir devrimci muhalefet hareketi yaratarak, Genel Merkezci statükocuları değiştirmek istiyorduk.

Sonuçta divanı 6 oy farkla biz kazandık.

Kurultayı öyle bir tarafsızlıkla yönettim ki, sonunda salonda, koltuklarında oturan o tabii senatörlerin de takdirini toplamıştım. Örneğin, açış konuşmasını yapan Genel Başkan Senatör Kadri Kaplan’a durmadan sataşan bizim arkadaşları azarlamam ve salon dışına atma uyarısında bulunmam gibi tutumlar çok alkış almıştı.

Öğle arası verdiğimizde aşağıya indim. Bu sırada beni kutlayanların başında Senatör Suphi Görsoytrak vardı.

“Kutlarım,” dedi. “Siz bu dirayetle meclisi de yönetirsiniz.”

Kurultayı izleyen pek çok konuk arasında gazeteciler de vardı. Bunlardan en önde oturan Uğur Mumcu, Suphi Gürsoytrak’ın sözlerini duyunca, ikimizin de kolundan tutarak şöyle dedi:

“Bunları küçümsemeyin Sayın Senatör, bunlar dipten gelen dalgadır.”

Senatör, bu, ‘dipten gelen dalga’ nitelemesini anlamış mıydı bilemem, ama biz ikimiz de bunun ne anlama geldiğini biliyorduk. Çünkü ikimiz de, o dönemde çok revaçta olan İlya Erenburg’un Dipten Gelen Dalga kitabını okumuştuk.

Öğle arasında Anıtkabir’e gidilecekti. Ben divan başkanıydım ama, bu gündemden haberdar değildim. Arabalara binerek Anıtkabir kapısına dayandık. Girişte inerek Aslanlı Yol’da yürümeye başladık. Önde Kurultay Başkanı olarak ben, arkamda 100 kadar senatör ve Halkevleri delegeleri. Yürüyüş sırasında, arkamda yürüyen iki kadının konuşmalarına kulak misafir oldum, ama duymazlıktan geldim.

Şu önümüzde yürüyen tıfıl adama bakar mısınız. Saçları, favorileri uzun, bıyıkları sarkık, pantolon İspanyol paça, heyetimizin başkanı işte, önümüzde yürüyor… Dipten gelen dalgaymış. Ne günlere kaldık ya Rabbim!..”

Anıtkabir defteri o zaman mozolenin yanı başındaydı. Deftere şunları yazdığımı anımsıyorum:

Büyük Atatürk. Halkevleri tüzüğünde yazılı Bağımsız Türkiye idealini hayata geçirmek için toplanan VI. Kurultay’ın temsilcileri olarak huzurunuzdayız. Emanetin sağlam ellerdedir. Rahat uyu…”

Kurultay iki gün sürdü. Divanı 6 oyla almıştık ama, ikinci gün yapılan seçimi kaybettik. Çünkü, Genel Başkan adayımız olan Türk Hukuk Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muammer Aksoy, ikinci gün toplantıya gelmedi ve çekildi. 27 Mayısçı senatörler gece evine giderek, ikna etmişler ve adaylıktan vazgeçirmişler.

Seçimi onlar kazandı, ama yönetime soktuğumuz arkadaşların direnmelerine daha çok dayanamayarak, bir yıl sonra, içlerindeki tek solcu eski asker olan Senatör Ahmet Yıldız’ı Genel Başkan seçerek çekildiler.

O süreçte ben, Halkevleri İstanbul İl Koordinasyon Başkanıydım ve Ahmet Yıldız’la güzel çalışmalar yaptık.

O kurultaydan aklımda kalan altı çizilecek ifadeler, Uğur Mumcu’nun Dipten Gelen Dalga yakıştırması ile Anıtkabir yolunda, arkamda konuşan iki kadının serzenişleri idi.

Ya bugün?

Dipten gelen dalga hangi yüksekliktedir?

 

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin