Türk Bodyguardlar ve Lenin Orhan

0

Kafasında 28 dikiş, vücudunun değişik yerlerinde 17 bıçak yarası ve 10 parmağında 11 kırık olan, 33 yaşındaki 10 yıllık bodyguard Akif Akbay; kimseye kırgın olmadığını, sorun çıkartmak için değil sorun çözmek için çalıştığını; koruma işinin bir “sosyal proje konusu” olduğunu belirtiyor.

Selami Şahin’in yakın korumalığını yapan Serdar Çelen ise “kafa-göz yarmadıklarını” ve yakın korumalığını yaptığı insanlara güven verdiğini söylüyor.Ahmet Külsoy;Onlara eskiden “fedai” denilirdi. Globalleşme onları da etkiledi. Artık fedailere “bodyguard” deniliyor. Son yıllarda sayıları hızla artan “bodyguard”lardan biri de Beyoğlu’nda bilinen ismiyle “Lenin Orhan”. Samsun doğumlu Orhan, isim babasının ünlü şarkıcı Orhan Gencebay olduğunu söylüyor: “Samsun’un ünlü kabadayılarından Niyazi Kocataş ve Orhan Gencebay, Samsun Tren Garı’nın restoranında oturmuş içerlerken bir çocuk koşarak Niyazi Kocataş’ın yanına gelir ve “Niyazi Abi koş, bir erkek çocuğun oldu!” müjdesini verir. Niyazi Kocataş masadan hızla kalkar ve koşmaya başlar. O sırada Orhan Gencebay: “Abi, çocuğun adı Orhan olsun!” der.”

“Lenin Orhan” mesleğe nasıl başladığını şöyle anlatıyor: “O zamanlar 19 yaşında gözü pek bir delikanlıyım. Bir gece abimin çalıştırdığı pavyonda kavga çıktı. Kavga çıkartanları bir güzel pataklayıp dışarı attım. Patronun gözüne girdim. Beni tutmuştu. Ünüm kısa zamanda bar ve kulüplerde duyuldu. İş teklifleri gelmeye başladı. Nerede çalışacağıma karar vermekte zorlanıyordum. Ortaköy’de, Taksim’de sayısız bar ve kulüpte çalıştım.”

“İzel, Burak Kut ve Cem Yılmaz’ın yanı sıra birçok ünlü işadamının da yakın korumalığını yaptığını” söyleyen Orhan: “Bu işin ağır sorumluluğu var. Bu işi yaparken bedenimi ortaya koyduğumu sanıyorlar ama yanılıyorlar. Ben, koruma işini aklımı ortaya koyarak yapıyorum” diyor.

Ben burada bu çocukları sıra dayağından geçiririm…

1993 yılında Kemancı Bar’a başlar Orhan. Ancak bir sorun vardır. Kendi deyimiyle: Uzun saçlı, küpeli gençlere gıcık oluyordur… Kendi kendine ve yakın arkadaşlarına: “Ben burada bu çocukları sıra dayağından geçiririm” der. Bu sözler, Kemancı’nın patronunun kulağına gider ve Orhan uyarılır!

Orhan saçlarını uzatmaya başlıyor…

“…Kemancı Bar’a başladığım günler; kapıya gelenlerin kimliklerine bakıyorum. 18 yaşından küçük var mı, diye. Bir akşam bir çift geldi. İkisine de şöyle bir baktım. Yırtık pantolon, bele kadar saçlar, kulaklarda küpeler, kimin bayan olduğunu kimliklerine bakarak anladım. Marjinalliğe adım atar gibi oldum. Ben de saçlarımı uzatmaya karar verdim ve uzattım” diyor.

Daha sonra Orhan entelektüel çevrelere giriyor. Orhan’daki değişim; Kaktüs Bar’da Cem Karaca, Ataol Behramoğlu, Eşber Yağmurdereli ve Engin Yörükoğlu ile tanışmasıyla başlıyor. Cem Karaca’dan alıp okuduğu kitapların kendisi için bir dönüm noktası olduğunu söyleyen Orhan, o dönemi şöyle anlatıyor: “Eşber Yağmurdereli cezaevi anılarını anlatıyor. Emek ile sermaye arasındaki çatışmadan söz ediyor. Bir ara sinirlendim, böyle vicdanlı insanlara bu eziyet yapılır mı, diye! Bu abilerle İstiklal Caddesi’nde gezmeye başladım. Beni gören mekân sahipleri ve arkadaşlarımın arasında saygınlığım arttı. Kendime özgüvenim geldi. Bir dönem küpeli, uzun saçlı insanlara duyduğum öfke kaybolmuştu. Kavgacı Orhan gitmiş, insancıl Orhan gelmişti Beyoğlu’na…”

Kamer Genç Kemancı Bar’da…

Orhan, Kemancı Bar’da çalıştığı yıllara dair bir anısını anlatıyor: “Hafta sonuydu. Kemancı Bar ve sokak çok kalabalıktı. Girip çıkanları dikkatlice izliyoruz. Kemancı Bar’ın sahibi rahmetli Zeki Abi kapıya çıkıp beklemeye başladı. ‘Kimi bekliyorsun?’ diye sordum. ‘CHP Milletvekili Kamer Genç gelecek’ dedi. Bir süre sonra Kamer Abi geldi. Çok heyecanlandı. Paris’te okuduğu dönem, bu tür barlara gittiğini anlattı. Milletvekili dediğin Kamer Abi gibi halkın arasında olacak, öyle lüks otomobillerle dolaşıp caka satmayacak. ‘Kendinize dikkat edin’ diye uyardı beni. Unutamayacağım insanlar arasındadır Kamer Abi…”

Arkadaşlarımızın güvencesi yok…

Orhan, sayıları çok fazla olan “bodyguard”ları örgütlemek için mücadeleye başlar: “Ortaköy, Nişantaşı ve Bebek’te barlarda kapıda duran arkadaşlarla tek tek konuştum. Patron ve işçi arasındaki çelişkiyi anlattım. Dernek kuralım, dedim; haklarımızı daha kolay alırız, diye uyardım. Dernek kuramadık ama 120 arkadaşımı sigortalı yaptırdım. Şimdi birçoğu emekli oldu.”

Sayısız kavgaya adını yazdırmış ve ölüm tehlikesi atlatmış “Lenin Orhan” şu an emekli. Beyoğlu’nda, Dorock Bar’da yöneticilik yapıyor.

Akif Akbay: Kafamda 28 dikiş, 10 parmağımda 11 kırık, 17 bıçak yaram var…

Akif Akbay 33 yaşında, Sinoplu. Yedi kişilik bir ailenin çocuğu. Liseyi ikiye kadar okuyabilmiş. 15 yaşında çalışmaya başlamış. Çocukluğundan bu yana dövüş sporlarına ilgisi olduğunu söylüyor. “Karma dövüş sanatları” uzmanı. Polis Özel Harekât ve Harp Akademilerinde jandarmaya “yakın dövüş” kursları veriyor. İngilizce biliyor. 2009’dan itibaren bar ve kulüplerde kapı güvenliği görevi yürütüyor ve 650’ye yakın özel güvenlik görevlisi yetiştirdiğini belirtiyor. Bar ve kulüplerde saat 01:00 ile 04:00 arasında görev yapıyor ve zinde kalmasını düzenli spor yapmasına bağlıyor. Gündüz çalışanlardan daha fazla ücret aldığını dile getiren Akif; yakın korumalığını yaptığı iş adamlarının ismini açıklamak istemiyor.

Bu iş, boy pos işi değil…

Akif Akbay “bodyguard”ların işlerinin zorluğunu şöyle anlatıyor: “Herkesin sinirlenme hakkı vardır ama bizlerin yoktur. Sakin olmak zorundayız. İçeri almak istemediğimiz insanı da incitmeden geri çevirmek zorundayız. Her zaman iyi niyetliyim. Öncelikle karşımdaki insanı nazik bir dille uyarırım. İnsanlar, yürürken karakterini ortaya koyar. Adam kapıya yönelmeye başladığında onu izlerim. Ayakkabısına bakarım. Yüz ifadesine bakarım. Adamın şekli şemali hoşuma gitmezse, önünü keser ‘bir saniye’ derim. Konuşmasına bakarım. Ses analizi yaparım. Sesinden ne yapmak istediğini anlamaya çalışırım. Gözünün içine bakarım, uyuşturucu kullanıp kullanmadığını gözünden anlarım. ‘Dur, giremezsin, damsız almıyoruz’ demem. İncitmemeye çok dikkat ederim. Bu akşam burası çok yoğun, yarın gel, birlikte içelim, derim. Koluna girer sigara ikram ederim. Havayı yumuşatırım. Bu işin bir sosyal proje olduğunu düşünüyorum.”

“Sorun çıkartmak için değil, sorunu çözmek için çalışıyorum…

İşini severek yaptığını aktaran Akbay, çalıştıkça insanın tecrübe kazandığını söylüyor. “Yaptığınız işin zorlukları nedir?” sorusuna şöyle cevap veriyor: “Kafamda 28 dikiş var, 10 parmağımda 11 kırık var, 17 tane bıçak yaram var. Yeri geldiğinde zor kullandığım oldu tabii. Ama bir tokattan sonra uyku uyuyamam. İnsanları rahatsız etmeyi sevmem. Sorunu çözmek, karşı tarafı ikna etmekten geçer. Ben kapıda sert davranmam. Kapıdan uzak noktaya getiririm insanı. Burada asıl amaç insana zarar vermeden onu uzaklaştırmaktır. Bu iş, boy pos işi değil, zekâ işi. Önemli olan sorunu zekâ ile çözmektir.”

Selami Şahin’in yakın koruması Serdar Çelen: Kafa-göz yarmıyoruz…

Selami Şahin’in yanı sıra Sertap Erener ve İrem’in de yakın korumalığını yaptığını belirten Serdar Çelen, evli ve bir kız babası. “Bodyguard”ların sanıldığı gibi kafa-göz yarmadıklarını belirterek haksız itham ve söylemler karşısında üzüntü duyduklarını ifade ediyor. Toplumda öne çıkmış, şöhret sahibi insanlara hizmet verdiğini kaydeden Çelen: “Korumasını üstlendiğim kişiyi kendi VIP aracımla konser alanı veya salonuna getiririm. Konser sürecinde bu insanların yanında olurum. Benim desteğim, koruduğum insana güven veriyor.

İnsanlar sanatçılara yoğun ilgi gösteriyor. Bazıları sanatçıların üzerine atlıyor, sarılmak istiyor. Herkesin niyetini bilemeyiz, tabii ki müsaade etmiyoruz.

Bazen itiş kakış oluyor, onu da tatlılıkla aşıyoruz. Sanatçıların seveni çok, düşmanı yok ama biz yine de tedbiri elden bırakmıyoruz” diyor.

Çelen, ayrıca kick box ve K-9 köpek eğitimi verdiğini ifade ediyor.

 

Ferit Özgür: Kapıda görev yapan “bodyguard”ların silahı olmalı…

Dizi setlerinde uzun süredir yakın korumalık yapan Ferit Özgür, 33 yaşında. Beş yıldır bu sektörde hizmet verdiğini, çok sayıda bar ve kulüpte çalıştığını söyleyen Özgür, “kapıda görev yapan korumalara ruhsatlı silah verilmesi gerektiğini” ifade ediyor: “Adam geliyor, içeri girmek istiyor. Hayır, diyorsun gidiyor. 10 dakika sonra silahla gelip sıkmaya başlıyor. Ne kadar güçlü olursan ol, bu durumda bir şey yapamazsın. Ben kapıdaki arkadaşlara silah verilsin, derken; tabii ki ‘bir dizi testlerden geçtikten sonra silah verilmeli’ demek istiyorum. Özellikle büyük mekânlarda çalışanların silahı olmalı. Kapıya gelen kötü niyetli kişiler için caydırıcı olur diye düşünüyorum.”

Reina’da 80 TL İçin arkadaşlarım öldürüldü…

Geçen yıl, yılbaşında Ortaköy Reina’da öldürülen arkadaşlarının olduğunu kaydeden Ferit Özgür; “Bu işi yapan ölümü göze alıyor. Ne olacağını, neyle karşılaşacağını bilmiyor. Yılbaşı geliyor, hüzünlüyüm. Yiyip içtiğim arkadaşlarımı kaybettim geçen sene. Ne için? 80 ile 150 lira arasında değişen para için. Hepsine rahmet diliyorum. Nişantaşı’nda öldürülen arkadaşlarım pisi pisine gitti. Silah meraklısı değilim ama caydırıcı olur. Silahı kendimizi korumak için istiyoruz” diyor.

Günde on saatten fazla çalıştıklarını belirten Ferit Özgür: “Nihayet biz de insanız. Sakin olun diyorsun, adam güç kullanmaya çalışıyor. Kavgalarda belirli bir noktaya kadar sakinliğimizi korumaya çalışıyoruz…”

Hande Ataizi ve Azeri sanatçı Cinare Melikzade’nin yakın korumalığını yaptığını belirten Ferit Özgür, liseyi dışarıdan bitirmek için de mücadele ediyor.

Haber-Röportaj: Ahmet Külsoy

KaydetKaydet

KaydetKaydet

KaydetKaydet

KaydetKaydet

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin