“Sosyalist Türkiye” yazarı Ali Faik Cihan üstüne Attila Aşut’la söyleşi / Ömer Asan

0

Babam Şefik Asan’ın da Trabzon’dan arkadaşı olan Ali Faik Cihan hakkında araştırma yapmak amacıyla yola çıktım. Yaşayan arkadaşlarıyla iletişim kurup, belki de o dönemi kapsayan bir derleme kitap hazırlayabilirim diye düşünmekteyim.

Ali Faik Cihan Sosyalist Türkiye kitabının arka kapağında kendisini şöyle anlatıyor:

”1926’da Fındıklı’nın Meyvalı Köyü’nde doğdum. Babam Arslan Cihan, rençber ve değirmen ustasıydı; öldüğünde 76 yaşındaydı. Ben evliyim, dört çocuğum var.

Ankara Hukuk Fakültesini bitirdim. (1949 – 50) Yüksek öğrenimim sırasında Park Palas’ta telefon santral memurluğu ve katiplik yaptım. Askerlikten sonra, 1953 – 58 arasında İstanbul’da İşçi Sigortaları Kurumu’nda müfettiş olarak çalıştım. 1958’de yargıçlık mesleğine döndüm. Ovacık, Alucra ve Akçaabat’ta görev yaptım. (Bu kitap 1963 – 64’de Alucra’da yazıldı)

İnsanları, kitapları çok severim; avcılığa, silaha merakım da az değildir.”

Türkiye’nin sosyalizm üzerine yazılan ilk Türkçe telifli kitabı Sosyalist Türkiye’nin yazarı Ali Faik Cihan’ın aynı zamanda anadili Lazca.

ali faik cihan 1966-Ali Faik Cihan’ı ne zaman ve nasıl tanıdınız?

1965 yılıydı. Yargıç Ali Faik Cihan, Sosyalist Türkiye adlı kitabına soruşturma açılınca, Giresun’un Alucra ilçesinden Trabzon’a sürgün gelmiş; Akçaabat’ta göreve başlamıştı. Ben o zaman Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Trabzon İl Başkanı’ydım. Hemen gidip Ali Faik Bey’le tanıştık. Ona Trabzon’da ev tuttuk. O dönemde ilerici kimliğiyle tanınan ve toplumsal aktiviteleriyle basında sıklıkla yer alan Av. Ali Kemal Yılmaz’ın kiracısı oldu. Eşi Fevziye Hanım ve dört çocuğuyla birlikte Yenimahalle’deki bu evde yaşamaya başladılar.

O sırada Trabzon’un başka ilginç konukları da vardı. Sonradan ünlenecek olan Zülfü Livaneli, bir ilaç firmasının Karadeniz temsilcisiydi ve eşi Türker Hanım’la Trabzon’da yaşıyordu. Ataol Behramoğlu ile Hasan Cemal de askerliklerini yedek subay olarak kentimizde yapıyorlardı. Hepsiyle çok yakın arkadaştık. TİP Trabzon İl Merkezi, bu aydınların belli başlı uğrak yerlerinden biriydi. Ülkede özgürlük vardı. Ataol Behramoğlu’nun partiye bir iki kez askeri üniformasıyla geldiğini anımsıyorum. Müthiş keyifli söyleşilerimiz olurdu. TİP’in Trabzon üyeleri, bu önemli düşün ve yazın insanlarıyla herkesten önce tanışmış oldukları için kendilerini çok şanslı sayarlardı.

Ali Faik Cihan / Gençlik için strateji-Örgütlü birisi miydi?

Ali Faik Bey Trabzon’a geldiğinde bağımsız bir aydın konumundaydı. O dönemin her aydını gibi o da TİP’e yakınlık duyuyordu. Daha sonra araştırdığımda, fakülte yıllarında sol düşünceyle tanıştığını, hatta TKP çizgisindeki Türkiye Gençler Derneği’ne üye olduğunu öğrendim. Yargıçlık adaylığına başvurusu bu yüzden reddedilmiş. Beş yıl İstanbul İşçi Sigortaları Kurumu’nda müfettiş olarak çalışmış. 1955 yılında, Adalet Bakanlığı aleyhine Devlet Şûrası’nda (Danıştay) açtığı davayı kazanarak yargıçlık mesleğine dönme hakkını elde etmiş.

Ortak anılarınız var mı?

Olmaz mı? Yıllarca birlikteydik. Hakkında “komünizm propagandası”ndan dava açılınca, yargıçlık görevinden uzaklaştırıldı. Artık Akçaabat’a gitme zorunluluğu kalmadığı için Trabzon’da neredeyse her gün bir araya geliyorduk. Adı “Komünist Yargıç”a çıkmıştı. Bu yüzden, kentte çekingen bir duruş vardı kendisine karşı. Biz bu yalıtılmışlığı kırmak, yalnız olmadığını göstermek için Uzunsokak’ta kol kola volta atar; akşamüstleri Meydan Parkı’nda, partililerin ve öğretmenlerin ağırlıkta olduğu geniş masalarda sohbet ederdik. Faik Bey sonraları TÖB-DER lokaline de takılmaya başlamıştı.

Ali Faik Cihan / sosyal sınıflar ve siyasal partiler üzerine

Ben TİP İl Başkanlığı’nın yanı sıra, Trabzon’da gazetecilik yapıyordum. Hem yerelgazetelerde çalışıyor, hem de Milliyet, Cumhuriyet, Akşam gibi, dönemin sola açık gazetelerinin Trabzon muhabirliğini yürütüyordum. Ayrıca haftada bir de Sömürücülüğe Karşı Savaş adlı sosyalist gazeteyi çıkarıyordum. Ali Faik Cihan’ın Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıp yedi buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldığı davayı ve davanın Yargıtay sürecini yakından izledim. İzlemekle de yetinmeyip konuyu yerel ve ulusal basında sürekli gündemde tutmaya çalıştım. Faik Bey’i Yargıtay’da savunan avukatlar arasında, Yön dergisinin kurucularından, Trabzon kökenli eski CHP Milletvekili Av. Cemal Reşit Eyuboğlu ve asistanı Uğur Mumcu da vardı. Faik Bey, mahkûmiyet kararının Yargıtay’da bozulması üzerine aklandı ve yeniden yargıçlık mesleğine döndü.

Sosyalist Türkiye kitabıyla da ilgili unutulmaz bir anım var. Kitap, yayımlandıktan bir ay sonra İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nce toplatılmış ve yasaklı kitaplar, dava süresince İstanbul Adli Emaneti’nde tutulmuştu. Faik Bey aklanınca, doğal olarak kitaplar üzerindeki yasak da kalkmış oldu. Ancak Faik Bey bu işin peşini bırakmıştı. Kendisinden onay aldım ve İstanbul’a gittiğim bir gün, avukat hemşerimiz M. Kemal Kumkumoğlu’nun yardımıyla kitapları Adliye bodrumundan çıkarıp çuvala doldurarak Ankara’ya getirdim. O sırada Teknik-İş Sendikası’nda Basın Danışmanı olarak çalışıyordum. Sıkıyönetim günleriydi. Eve düzenli gitmiyor, daha çok eşte dostta kalıyordum. Kitapları, sendikanın Karanfil Sokağı’ndaki merkezine götürüp odamda bir dolaba yerleştirdim. O sırada grev yasaktı ama biz sendikada “Grev” adlı bir gazete çıkarıyorduk! Sendikamız bir gece yarısı gizlice basılıp odam talan edildi! Bu arada Sosyalist Türkiye kitapları da toplanıp götürüldü. Oysa kitaplar aklanmıştı. Bu baskını kim yaptı öğrenemedik. Çünkü Emniyet’ten gelip bize bir şey soran olmadı. Ancak ben bu durumu hiç hayra yormadım. TİP yöneticisi arkadaşlarım zaten hapisteydi. Çemberin iyice daraldığını düşünerek 1972 Eylül’ünde yurtdışına çıktım. Yanılmamışım. Bir süre sonra sendikamız yöneticilerinin gözaltına alındığını öğrendim.

-Ailesini tanır mıydınız?

Ali Faik Bey, Rize’nin Fındıklı ilçesinde doğmuştu. Fiziki görünümü ve şivesiyle tipik bir Karadenizliydi. Trabzon’da, Ataol Behramoğlu ve Zülfü Livaneli ile aynı mahallede oturuyordu.  Çoğu akşamlar hepimiz Zülfü’nün evinde bir araya gelirdik. Zülfü de hemşerimiz sayılırdı. Çünkü eski Yargıtay İkinci Başkanı olan babası Mustafa Livanelioğlu Artvinliydi. Zülfü o sıralar bize amatörce saz çalar, bağlama eşliğinde halk ozanlarından deyişler, türküler söylerdi. Çok güzel günlerdi gerçekten! Trabzon’da baskı altındaydık, bir bakıma kuşatılmıştık ama bunlara pek aldırdığımız yoktu! Sosyalist devrimin yakın olduğuna inanıyorduk çünkü. 1971 askeri darbesinden sonra durum değişti. Her birimiz bedel ödedik. Ali Faik Cihan ve Zülfü Livaneli, Trabzon’da TİP’lilerle bu denli iç içe oldukları için daha sonra tutuklanacak ve İstanbul’a götürülerek “Titrek Hamsi Hücresi” (!) üyeliğinden yargılanacaklardı…

Ali Faik Cihan-Sizce Ali Faik Cihan’ın kitapları o dönem nasıl etki yaptı sol hareket üzerinde?

Ali Faik Cihan’ın ünlendiği dönemde, sosyalist klasikler yeni yeni çevrilmeye başlamıştı Türkçeye. Hepimiz aç kurtlar gibi bu çevirilere saldırıyor, bilimsel sosyalizmi öğrenmeye çalışıyorduk. Çevirmenler de henüz bugünkü kadar yetkin değillerdi. Çoğu çevirilerin dili ağır, anlatımı karmaşıktı. Ali Faik Cihan böyle bir ortamda yüzde yüz yerli bir “Sosyalist Türkiye” kitabı yazdı. Zaten kızılca kıyamet de bu yüzden koptu! Kitapta Türkiye’nin toplumsal gerçekleri eleştirel bir gözle değerlendiriliyor ve sonuçlar çıkarılıyordu. Marx’ın, Engels’in, Lenin’in kuramsal yapıtları -belki de pek anlaşılmadığı için- piyasada serbestçe satılırken Faik Bey’in kitabı olay oldu, Türkiye’yi salladı. Çünkü o, kendine özgü üslubuyla her konuyu “bizden” örneklerle anlatmıştı. Sosyalizm konusunda hiçbir şey bilmeyen sıradan insanların bile anlayabilecekleri yalınlıkta bir kitap yazmıştı. Belki de bu yüzden devlet onu hiç bağışlamadı ve 1971 askeri darbesinden sonra bir kez daha tutukladı. Dönemin İsrail Büyükelçisi Efraim Elrom’un kaçırılıp öldürülmesinin ardından ülke çapında başlatılan “Balyoz Harekâtı”yla, Trabzon’da gözaltına alınan bir grup aydınla birlikte İstanbul’a götürüldü ve tarihe kara mizah örneği olarak “Titrek Hamsi Hücresi” diye geçen garip bir davanın sanığı oldu.

Ali Faik Cihan
Gençlik İçin Strateji ve Taktik (Ali Faik Cihan-KTÜ Fikir Kulübü Yayınları, 1968)
Dostlar ve Düşmanlar (Ali Faik Cihan) -Başka kitap yazdı mı?

Türkiye’nin toplumsal gerçeklerini yansıtan ilk kitabı Acı Ama Gerçek’tir; 1961 yılında Varlık Yayınları’ndan çıkmıştır. “Yarının büyük Türkiye’si için bir deneme” dediği bu kitabında, ülkenin geri kalmışlığının nedenlerini irdeleyerek gelişme yollarını gösterdi. 1965 yılında yayımladığı ikinci kitabı Sosyalist Türkiye, İstanbul’da Devrimci Yayınlar Kooperatifi tarafından basıldı. Bu kitap ülke içinde ve dışında büyük yankı yaptı. Kitabın ikinci baskısı 1968 yılında Ankara’da Remzi İnanç yönetimindeki Toplum Yayınları’nca yapıldı. Daha sonra Gençlik İçin Strateji ve Taktik’i yazdı. Bu kitapçığın ilk baskısı 1968 yılında KTÜ Sosyalist Fikir Kulübü, ikinci baskısı Trabzon’da benim yönetimimdeki Savaş Yayınları arasında çıktı. Savaş Yayınları’nın da zaten ilk ve son yayınıdır. Ali Faik Cihan’ın Sömürücülüğe Karşı Savaş gazetesinde A. Faik Evren imzasıyla yazıları yayımlandı. Sosyal Sınıflar ve Siyasal Partiler Üzerine adlı incelemesi, 1976’da A. Rıza Deniz imzasıyla Toplum Yayınları arasında yer aldı. Son kitabı Dostlar ve Düşmanlar ise 1988 yılında Amaç Yayınları’ndan çıktı.

-Son yılarında ne yapıyordu?

Faik Bey emekli olduktan sonra, bir süre İstanbul’da avukatlık yaptı. Bu arada Sosyalist Birlik Partisi’ne katıldı. Hiçbir zaman “sıradan” bir hukukçu olmadı. Sosyalist teoriyi çok iyi özümsemiş ve Türkiye gerçekleriyle harmanlamış özgün bir düşünürdü. Yaşamının son yıllarını Alzheimer hastası olarak geçirdi ve 2002’de İstanbul’da 76 yaşında öldü.


Röportaj: Ömer Asan

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin