Olağanüstü Dönemlerde Kültür ve Sanat Atağı…

0
Olağanüstü Dönemlerde Kültür ve Sanat

Yakın tarih anekdotları 2

Olağanüstü Dönemlerde Kültür ve Sanat Atağı…
Her olağanüstü dönemde geçerli bir çıkış yoludur.
İnsanlar, bir dizi yasak yüzünden, konuşarak ve yazarak düşüncelerini ifade edemediklerinde kültür ve sanat alanına yönelirler.
Biz bu deneyimi yıllar önce Trabzon’da yaşadık.
12 Mart Askeri Darbe dönemi. O uyduruk ‘Titrek Hamsi Hücresi’ davasından tahliye olduktan iki ay sonrası, 1972 Ocak ayı. Toplanmak, konuşmak, yazmak yasak… Ne yapacaktık, elimiz kolumuz bağlı boş mu oturacaktık? Halkevleri Bölge Temsilcisi Hasan Tahsin Sarıalioğlu’nu aradım. Hasan Ağabey, ortaokulda okuduğum yıllarda benim velimdi ve beni severdi.

“Abi,” dedim. “Trabzon’daki şu Halkevi, kültür ve sanattan anlamayan bir kadronun elinde. Hiçbir şey yapmıyorlar. Üye de olamıyoruz orada. Biz bu Halkevi’ni istiyoruz.”

Bölge Temsilcisi, hemen bir girişimci yönetim kurulu listesi hazırlamamı istedi. Kısa zamanda, çeşitli kesimlerden oluşan 9 kişilik bir yönetim kurulu listesi hazırladım. Hasan Abi elden onu Ankara’ya götürerek Genel Merkez’e onaylattı.

Ve olaylı bir devir teslimden sonra Trabzon Halkevi benim başkanlığımda işe koyuldu.

Kısa zamanda uygulamak üzere bir kültür sanat programı hazırladık. İlk başvurduğumuz hazine KTÜ (Karadeniz Teknik Üniversitesi) gençleriydi.
Kısa zamanda 10 bölgenin oyunlarını oynayan halkoyunları ekibi, Halkevi Tiyatrosu ve müzik kursları oluşturduk.
Halkoyunlarının piri, büyük üstat Cavit Şentürk ve eşi Olcay Hanım o sırada Trabzon’daydı. Onları Halkevi’ne davet ettim. Karı-koca iki usta severek ve gönüllü olarak işbaşı yaptılar. Saz çalanlar, davulcular, kemençeciler bir araya geldi…

Halkevi Tiyatrosu Ömer Lütfü Eltan, Mehmet Kaya gibi gençlerle o zaman var olan Lale Sineması’nda çalışmaya ve gösteriye başladı. Sahnelenen ilk oyun benim yazdığım ‘Bu Düzen Baştanbaşa’ idi. Mehmet Kaya’nın arşivinden çıkan bu oyunun teksti şimdi benim arşivimdedir.

Ve 4 ay gibi kısa bir süre sonra, Trabzon Kapalı Spor Salonu’nda düzenlediğimiz şenlik muhteşemdi. İnsanlar salona sığmadı. Bu nedenle o şölenin tekrarı iki kez daha gerçekleştirildi.
Bir de haftalık gazete çıkarmaya başladık. DEYİŞ Gazetesi tüm ilçe ve köylerdeki öğretmenlere parasız gönderilmeye başlandı. Gazeteyi, ben Halkevi Başkanlığını rahmetli Temel Aydınoğlu’na devredinceye dek yalnız başına çıkardım. Tabii, Kemal Matbaasının katkılarını da unutamam. O gazetenin nüshalarını da hala saklıyorum.
Bu hareket kısa zamanda tüm ilçelere ve bölge illerine de yansıdı ve oralarda yeni halkevi şubeleri açıldı. Öyle ki, 1973 Halkevleri Kurultayı’na Doğu Karadeniz Bölgesi’nden 14 delege olarak katıldık.
Trabzon’daki o coşku ve kültürel hareket, ben 1975 başında İstanbul’a taşındıktan sonra da devam etti. Ve eminim izleri hala var ve canlıdır.

Bu vesileyle vurgulamak istiyorum:

Unutmamalı, Trabzon yalnız Trabzonspor’dan ibaret değil. Trabzon, aynı zamanda bir kültür kentidir.

 

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin