‘‘Mükemmel’’ Kadın Bedeni ve Evrimi

0

Günümüz insanının çoğu, kendinden, bedeninden şikâyet ediyor; en ufak şeyi sorun haline getiriyor, kendini kusurlu görüyor ve bu kusurları yok etmenin çabasına giriyor. Erkeklerde de görülmekle birlikte, daha çok kadınlarda ön plana çıkan bir problemdir bu. Kendini sevmeyen, bedenini yetersiz, eksik ve kusurlu bulan çoğu kadın, toplumsal baskının etkisiyle de bunalıma giriyor. Bu kadınlar fiziksel kusurları yok etmek ve daima genç kalmak amacıyla her türlü girişimde bulunuyor. Hep bir memnuniyetsizlik, doğaldan öte bir kusursuzluk arzusu ve kusursuzluk uğruna tükenmez bir çaba mevcut. Peki kadınlar fiziksel özelliklerinde neden hep bir kusur bulur? 

Aslında bu bizim irademiz dışında gelişen ve ne yazık ki en çokta bizi etkileyen karmaşık bir durumdur. Sistem tarafından bir güzellik, mükemmellik algısı yaratılır ve çeşitli araçlarla bu algılar içimize, topluma sinsice yayılır. Bu döngüyle de varlığını devam ettirir.  Basit bir örnekle, kısa bir süre önce ince kaşlar yerini kalın görünümlü kaşlara bıraktı. Kalın kaşlı kadınlar daha güzel ve çekici bulundu, birçok kadın kaş ektirdi, birçoğu ise kozmetiğe başvurdu. Dolgun dudaklı kadınlar daha çekici algısı yaratıldı ve kadınlar bu dudaklara sahip olmak için türlü yollara başvurdu. Daha geriye gidildiğinde, 14. ve 16. yy da geniş kalçalı, küçük memeli, geniş alınlı, beyaz tenli şişman kadınlar, güzelliğin simgesiydi. Kadınlar böylesi bir görünüşe sahip olmanın yollarını aradı. Kalçaları büyük gösteren giysiler, alnı geniş gösteren saç modelleri, teni beyazlatan pudralar… 

19. yy da yuvarlak, dolgun ve vücut hatları belirgin, ince belli kadınlar mükemmel kadın olarak belirlendi. Bu şekli almak için kadınlar, kullanımı zor olan, sağlığı tehdit eden, nefes almayı zorlaştıran korseleri giymeye başladılar. Dolgun, toplu ve aynı zamanda ince gösteren korseler, bütün kadınların tercihi oldu. 1920’li yıllara doğru korselerin yerini, baseni ince gösteren, vücudu toparlayan, korseden daha rahat ama yinede bedeni sınırlayan içlikler, aç bırakan diyetler ve egzersizler aldı. 

1930’lu yıllarda belirginlik, sıkılık ve kilo yanında kadının bakışları dâhil, bütün fiziksel özellikleri üzerinde bir hâkimiyet kuruldu. Mükemmel görünümlü kadınlar yaratmak için herbir detay düşünüldü ve bunu topluma yaymak için de medyanın gücü daha fazla kullanılmaya başlandı. Film ve reklamlarda kullanılan kadınlarla, ideal bir güzellik algısı yaratıldı ve kusursuz bir görünümün ‘güzel’ olduğu mesajı verildi. Böylece toplum ve kadınlar bu yönde şekillendirildi. 1960’lı yıllara doğru hafif balıketli ve kadınsı görünüm, yerini ince ve uzun bedenlere, bakımlı ve dekolteli, bakışları daha şehvetli kadınlara bıraktı. 1980’lere gelindiğinde uzun, ince, fit, aynı zamanda dolgun bedenli kadınlar ortaya çıktı. 

Tanığı olduğumuz 2000’li yıllar ise düz karın, parlak- genç- bronz bir cilt, tüysüz bir vücut, ince bel, kusursuz bir burun ve dudak, gergin bir yüz, büyük ve dik memeler, sert ve toplu bir kalça, selülitsiz, daha yakın zamanıyla kaslı bir vücut…Günümüz şartlarında estetik-güzellik merkezleri, epilasyon merkezleri ile böylesi bir görüntüye sahip olmak elbette zor değil. Yalnız bütün bu özelliklerin aynı bedende bulunması ve bu şartlardaki bedenin de sağlıklı olması ne yazık ki her zaman mümkün olmuyor. Bu uğurda yaşanılan psikolojik sorunlar, stres ve buna bağlı yeme bozuklukları da kişinin hayatını ciddi anlamda tehdit etmekte.

Görüldüğü üzere, bedenlerimiz üzerinde dönemsel olarak bir dönüşüm mevcut. Bir zamanlar kilolu olmak, kadınlarda güzellik ve sağlık göstergesiyken, günümüzde bu algının yerini ‘’sıfır bedenli’’, ‘’sıfır doğal’’ kadınlar aldı. Sadece kiloyla sınırlı kalmayıp, bunun yanında kadın bedeninin her noktası tepeden tırnağa denetim altına alınmış durumda.  Ten rengi, saç rengi, tırnaklar, dudaklar, dişler ve hatta kıllar üzerinde erkekler tarafından mükemmellik ölçütleri oluşturulmuş durumda. Neredeyse her dönemde, her kültürde ve coğrafyada birbirinden farklı ideal güzellik algısıyla, bedenlerimiz üzerinde bizden başka herkes söz sahibi oldu. Mükemmel kadın bedeninin nasıl olması gerektiği erkekler tarafından tarif edilirken medya aracılığıyla, bilinçaltımıza bizler farkına varmadan ‘moda’ üzerinden yerleştiriliyor. 

İnsan biyolojisinin gereği olan yaşlılık ve belirtileri ayıp karşılanıyor, hep genç ve kusursuz kalmamız isteniyor. Bu uğurda alınan ilaçlar, yapılan cerrahi işlemler ve diyetler yüzünden çoğu kadın sağlığından ve canından olmaktadır. Normal kilolarını bile sorun yapan kadınlar günümüzün yaygın hastalığı anoreksiya (yiyememe)  ve bulimiaya (aşırı yeme) yakalanmakta. 

Günümüzde de varlığını devam ettiren mükemmellik algısı gereği, hayatımızın her alanında tek ölçüden çıkmış ve belirlenen ölçütlere ulaşmak için çabalayan, zamanını, parasını ve sağlığını bu uğurda harcayan kadınlar… Standartlaştırılan bu ölçülerin dışında yer alanlar ise dalga konusu olmakta. Bu sebeple de her geçen gün öz bedenlerinden ve doğallıktan vazgeçen, özgüvensiz kadın profilleri can bulmakta. Başkalarının istek ve arzularına göre bedenlerimizi şekillendirip, daha doğrusu bedenlerimize işkence edip doğallığın ötesinde bir yaşamı ve yok oluşu seçiyoruz. Kim ve ne için? 

Hasret Gökçen 

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin