LGBTİ etkinlikleri yasağı Anayasa Mahkemesi’ne taşındı

Kaos GL Derneği,  Ankara 4. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma talebini reddetmesi üzerine AYM’ye başvurdu. Dernek,  Ankara Valiliği’nin LGBTİ etkinliklerini süresiz olarak yasaklamasına karşı dava sürecini başlatmıştı.

Yürütmeyi durdurma kararı üzerine AYM’ye başvuran Dernek, yasağın ifade özgürlüğü hakkı, dernek kurma hakkı ve toplanma özgürlüğünü ihlal ettiğini belirtirken, yasakla ayrımcılık suçu işlendiğini ve İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma talebini reddederek adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini vurguladı.

Dernek başvurusunda “ihlalin telafisi mümkün bulunmayan etkisi, açık zarara yol açması, çok ağır bir hak ihlali olması” nedeniyle AYM’nin geçici tedbir kararı vererek Valilik kararını tedbiren durdurmasını talep etti.

Başvuruda Anayasa’nın ifade özgürlüğünü düzenleyen 25. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını hatırlatan dernek, Valilik’in olağanüstü hal rejimine dahi aykırı şekilde süresiz olarak yasak kararının ve derneğin etkinliklerinden halkın bir kesiminin tahrik olacağı gibi soyut bir gerekçeye dayanmasının hukuksuz olduğunu belirtti.

İnsan hakları ihlal edildi

Dernek dilekçesinde Ankara Valiliği’nin aldığı kararla birlikte ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğini belirtilirken, LGBTİ hakları alanında çalışan hak temelli derneklerin faaliyetlerini sürdüremediği ve aktif olarak zarar gördüğünü vurguladı. Başvuruda düşünce ve kanaat özgürlüğünün kullanımının hem bireysel hem de kolektif olarak kullanılabilen haklardan olduğu hatırlatılırken şöyle denildi:

“Kanaat ve düşünce tek tek açıklanabileceği gibi kolektif olarak da açıklanabilecektir. Şüphesiz bu özgürlüğü kullanmanın tek bir aracı bulunmamaktadır. Sinema gösterimi, sinevizyon gösterimi, klasik bir düşünce açıklama yöntemlerinden olan paneller, söyleşiler, ifade özgürlüğünün kolektif olarak kullanıldığı araçlardan sayılmaktadır.”

Dernek kurma hakkı ihlal edildi

Başvuruda, etkinlik yapma hakkının bulunmadığı bir düzlemde tüzel kişilerin birer dernek olarak var olma hakkının tanınmış hiçbir olgusal sonucu olamayacağı belirtildi. “Derneği var eden, dernekler sicilinde isminin varlığı değil ama sicildeki varlığı ile birlikte tüzüğündeki hedefleri gerçekleştirmek bakımından yapmayı planladığı etkinlikleri yapabiliyor olmaktır” denildi.

Toplanma özgürlüğü ihlal edildi

Toplanma özgürlüğü ile amaçlananın, “Demokratik sistemin bir gereği ve sonucu olarak bireysel etkinliklerin yanı sıra toplu etkinlikleri de gerçekleştirmek” olduğunu hatırlatan Kaos GL, yasak ile bir bütün olarak, toplanma özgürlüğünün her türlü formunun süresiz ve genel olarak yasaklandığını vurguladı. Anayasa’nın Bakanlar Kurulu’na dahi vermediği “süresiz” yasaklama kararı verme yetkisinin Valiliklere verilmiş olamayacağını söyledi.

Adil yargılanma hakkı ihlal edildi

İdare Mahkemesi’nin kararını hatırlatan Kaos GL, bu kararı “yasanın soyut ifadesinin tekrarından ibaret, dava dilekçesinde ve itiraz dilekçesinde irdelenen hususlara yanıt vermekten uzak, hatta yanıt verme gereği duymayan, Valilik kararı ile açığa çıkan durumun telafisinin mümkün olup olmadığına, zarar meydana getirip getirmediğine ilişkin bir tartışma yapmayan, olayın özgünlüğüne ilişkin hiçbir vurgu yapmayan, matbu bir karar” diye niteledi ve ekledi:

“İlk incelemede varılan sonuç, herkes için özgürlük olarak tanımlanan bir hakkın LGBTİ’ler ve onlar tarafından kurulan bir dernek için özgürlük olarak tanımlanmamasıdır.”

Ayrımcı bir karar

Kaos GL, yasak kararının ayrımcılık içerdiğini ise şöyle açıkladı:

“Sırf LGBTİ’ler tarafından veya bu alan çalışanlar tarafından kurulmuş, kısaca LGBTİ dernekler doğrudan hedef alınmıştır.

“Kamu, herhangi bir kayıt koymaksızın, LGBTİ’ler tarafından kurulmamış derneklere tanıdığı hakları, LGBTİ’lerce ve bu hak alanında kurulmuş derneklere yasaklamıştır. Esas olarak başka bir delil ileri sürmeksizin, yasaklama metninin kendisi dahi ayrımcılığı açıkça ve adeta sahiplenerek beyan etmektedir.

“Bir hakkın süresiz olarak kullanımının durdurulması demek, esasen hakkın ortadan kaldırılması demektir.

“Kamu aslında şunu söylemektedir: Suç işleme ihtimali olan kişilerin varlığı nedeniyle hakların kullanımını kısıtlıyoruz, yani kamuyu, suç işleme eğilimi olan kimselerin istediği gibi yönetiyoruz.”

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin