Kültürel bir sakatlama örneği: ‘Kadın sünneti’

4

İnsan canlılar âleminin en genç, en yetenekli, en farklı üyesidir. Doğada ‘tek’ başına zayıf olduğu kadar ‘topluluk’ halinde bir o kadar güçlüdür. İnsan, onu diğer canlılardan farklı kılan bir dil ve kültüre sahiptir. Çoğu zaman bu gelişkinliğini, farklılığını zarar veren, yok eden yönde kullanır. Bu yazımızda yarattığı kültürel farklılıkların sadece bir kısmını ele alıp, kültürün vazgeçilmezi ‘sakatlamalar’ ve sakatlamaların en yaygını ‘sünnetin’ kadınlar üzerinde nasıl uygulandığı ve nasıl bir role sahip olduğunu anlatmaya çalışacağız.

Kısaca açıklayacak olursak kültür, insanın doğa içinde ayakta kalabilmek için yarattığı ve yaşattığı kuşaktan kuşağa aktardığı maddi ve manevi her şeyi kapsayan bir kavramdır. Biyolojisine baktığımız zaman insan, doğada tek başına yaşamını idame ettirebilecek bir donanıma sahip değildir. Fakat gelişmiş beyni,  icat etmeye yarayacak şekilde geliştirdiği yetenekli elleri onu kültürü yaratmaya itmiştir. Bu özelliğiyle diğer bütün canlılardan daha farklı bir yere sahiptir. Yarattığı, güçlü-dinamik-değişken aynı zamanda karmaşık olan ve çeşitli kurallarla örülü bu ağın içinde yaşamak için kurallarına uymak zorundadır. Bütün toplumlarda bireylerin yapacağı işler, yükleneceği sorumluluklar cinsiyet ve yaşa göre farklılıklar gösterir. Kültürsüz toplum yoktur ve her toplumun kültürü coğrafi, biyolojik vb. farklılıklara ve benzerliklere göre şekillenmiştir. Bu durumla birlikte bir toplumda normal kabul edilen bir davranış başka bir toplumda anormal sayılabilir.

Kültürel bir olgu olan sakatlama, vücudun kültürel gerekçelerle kırılma, kesilme, parçalanma, yarılma vb. uygulama ile görünüşün değiştirilmesi eylemidir. Rıza alınarak yapıldığı gibi rıza alınmadan da yapılabilir. Farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerde birbirine benzeyen sakatlama örneklerine rastlanıldığı kadar birbirinden farklı sakatlamalara rastlamak da mümkündür. Sakatlama eylemi vücudun neredeyse her bölgesinde farklı sebeplerle, kısa süreli veya kalıcı olarak gerçekleştirilebilir. Örneğin dinsel-inançsal, güzel olma isteği, aidiyet-benzeşme isteği, art niyet, kin düşmanlık…

Çocukluktan ergenliğe geçiş aşamasında bazı törenler gerçekleştirilir. ‘Erginlenme’ ‘geçiş’ töreni olarak adlandırılan bu törenlerle çocuklar yetişkinliğe adım atar. Erginlenme başlı başına bir öğrenme süreci ve bireyin topluma dahil edilmesinin anahtarıdır. Birey erginlenme törenleriyle ait olduğu toplumda bundan sonra nasıl davranması gerektiğini, hangi kurallara uyması gerektiğini, cinsiyete biçilen rol ve sorumlulukları öğrenmiş olur. Çeşitli erginlenme törenleriyle çocukluk döneminde bilinmeyenler çocuğa aktarılır ve çocuk yetişkin olmaya hazırlanır. Böylece bireyin çocukluğu ve yetişkinliği arasında ki net sınırlar çizilmiş olur. Bu tören sonrasında başarılı olan, gücünü ispatlayan birey topluma dahil edilir, evlendirilir ve toplumun üyesi olarak yaşamını devam ettirilmesine izin verilir. Aksi halde törenden geçmeyen veya başarılı olmayan bireyler toplumdan mahrum edilir veya topluma kısmen dahil edilir, böylesi biriyle kimse evlenmek istemez. Erginlenme törenleri genellikle bireyin fizyolojisi üzerinde etkisini gösterir. Bu sadece fizyolojik bir olay değil aynı zamanda sosyo-kültürel bir olaydır ve kültürün devamlılığını sağlaması için bu törenler şarttır.

Erginlenme esnasında yapılan sakatlamalardan biri olan ‘’sünnet’’ bilinen en yaygın sakatlamalardandır. Tek tanrılı inançlardan daha eski olan ve günümüze kadar gelen pek çok kültür ve inançta karşımıza çıkan köklü bir gelenek. Erkek ve kadın ‘çocuk veya ergin kişi’ üzerinde geçiş törenlerinde seksüel organlara müdahaleyle yapılan bu uygulama kabileden kabileye ve cinsiyete göre değişik biçimlerde gerçekleştirilebilir. Sünnet genellikle kadın veya erkek cinsel organının bir kısmının kesilmesi işlemidir. Bu son derece acı veren ve farklı biçimlerde yapılabilen bir uygulamadır. Çoğunlukla sünnet uygulamalarında amacın ilişkiden uzun süreli haz almasının olduğu savunulur. Yaygın olarak erkekler üzerinde görülen ve kadınlar üzerinde de rastladığımız bu uygulama kulağa ürkütücü geldiği kadar merak uyandırır. Peki ya kadınlarda yapılan bu işlem nedir, nasıl yapılır? Ne amaçla yapılır ve ne gibi sonuçlar doğurur?

Kadın sünnetinde kullanılan yöntemleri tanımlamada fayda var. Çünkü bu işlem sadece seksüel organın belli bir kısmını kesmekten ibaret değildir. En yoğun görülen biçiminden başlayarak;

Eksizyon: Uzamış olan klitorisin kesilmesi. Kadın cinsel sakatlamalarının en yaygın görülen biçimi. Bu uygulamada klitorisin bir kısmı veya tamamı ve klitorisin etrafındaki deri kesiliyor.

Dilatasyon: Kızlık perdesi tahribi.

Enfibulasyon: Bazı kavimlerde eksizyonu takiben yapılır. (kuzey doğu afrikada Somaliler danakiller ve Gallalar’da) bu işlem klitorisin kesilmesinden sonra iki tarafının birleştirilerek dikilmesini kapsar.

Okluziyon:Bir kanal ya da tüpçüğü tıkama.

Overiektomie: Kadın cinsinin kısırlaştırılmasıdır.

Sünnet kültürü Afrika’nın yerel dinlerinde ve bazı semavi dinlerde uygulanır ve yoğun olarak kadınlarda görülen biçimi eksizyondur. Genellikle 4-9 yaş arası çocukları kapsar. Yalnız yaş faktörü kültürden kültüre değişiklik gösterebilir. Bazı kültürlerde 9 yaşından önce törene başlanmaz. Afrika ve Ortadoğu’da 29 ülkede yapılan araştırmaya göre sünnet edilen kadın sayısının en yüksek olduğu ülkeler sırasıyla Mısır, Etiyopya, Nijerya, Sudan ve Kenya ile Burkina Faso, Somali…

İslam dininde yaygın bir kadın sünneti anlayışı yoktur buna rağmen bazı kesimlerce kabul edilmiş ve yayılmıştır. Sünnet edilmemiş bir kadın geçiş törenini tamamlamadığı için temiz değildir yiyecek içecek hazırlayamaz, evlenme hakkına sahip olamaz.

Klitoris kesim işlemi uygulamanın yapıldığı kültürlerde farklı biçimde gerçekleştirilebilir. Örneğin Afrika’da ekvator bölgesinde erinliğe giren kız çocuğunun klitorisi, işlemi yapacak kadınlar tarafından ısırgan otlarıyla dağlanır. Bu işlem sonrasında klitoris şişer ve ertesi sabah kor haline gelmiş kömür ile klitoris yakılır. Bir başka işlemde klitoris basit ve hijyenik olmayan koşullarda kesildikten sonra ertesi gün sıcak suyla yıkanır ve erimiş tereyağı ile tedavi edilir. (Kırımlı : 1997) Tedavibazen kısa bazen uzun süreyi kapsayabilir. Enfeksiyon kapmalarının yaşanmasıyla tedavi süresi uzar ve bazen kangren ve nihayetinde ölümle sonuçlanır.

Arap ya da Siyah Afrikalı Müslümanlar, Senegalde’ki bazı Diola’lar, Malideki Bambaralalı’lar bir kızı kadına dönüştürmek sorumsuzluk durumundan sorumluluk durumuna geçişi mümkün kılmak için eksizyonu uygularlar.Eksizyon, klitorisin bir kısmının ya da tamamının çıkarılması operasyonudur. Eksizyon olmuş bir kız ‘hayatın gerçeklerine’ ilk adım atmaya hazır duruma gelir. Bambara etnik grubu için eksizyon temizlenmeyi ifade eder. (Thiam 1986:189-190)

Yapılan bu uygulama tedavi sürecinde ve sonrasında bazı sorunları beraberinde getirir. Tedavi sürecinde kullanılan aletlerin etkisi veya başka sebeplerle ağrılı kanamalar ve kanama sonrası oluşabilecek şok, travmalar, anüsün zarar görmesi, ölümcül enfeksiyonlar, kangren, ölüm gibi sonuçlar doğabilir. Tedavi sonrasında uzun süreli oluşan sorunların başında cinsel arzunun azalması-kaybolması, içine kapanma, panik ataklar, cinsel ilişki sırasında yaşanabilecek ağrılar, zor doğum, düşük… İşlem sonucunun kötü olması durumunda yerli halk bunu  ‘kötü ruh’ ve ‘cadılara’ bağlar.

Peki böylesine ciddi sağlık sorunlarına neden olan fizyolojik ve psikolojik hasarlar yaratan sancılı bir işlem neden ısrarla yapılır? Kadının şu an ki konumunu, ona biçilen rol ve misyonu düşündüğümüzde, tarihin derinliklerine inip değişen toplumsal yapısının onu bu duruma nasıl getirdiğini anlamaya çalışırsak arada bir bağlantı kurabilir ve olayları anlamlandırabiliriz. Anaerkil toplum yapısında kadın yaşam, doğa, bereket ve güzellik ile simgelenirken, ataerkil toplumda kadın kötü, çirkin, şeytan, cadı, vb. sıfatlarla nitelendirilen bir konuma getirilmiştir. Var olan sömürücü sistemi ayakta tutan, devamlılığını sağlayan mantık ve kurallar, kadının neolitik yaşam öncesi yaşamının temel felsefesidir. Neolitik dönem öncesinde kadın hayata yön veren sürekli üreten ve kabile yaşamı içerisinde sorunları çözen, barış merkezli konuma sahipti. Neolitik yaşamla birlikte kadının konumu ve üretkenliği ile elde edilen artı ürünün paylaşımı ve sistem içerisinde dönüşümü büyük bir sorun haline gelmiştir. Neolitik yaşam ve sonrası dönemde günümüzde var olan dini, sosyo-kültürel ve ekonomik kavramlarının ağları örüldü.  Bu dönemle birlikte devlet sistemleri ortaya çıkmış ve temel yaşam formu kölelik, sömürü halini almış, kadına ait ne varsa erkeğin tekeline geçmiş, kadın erkeğin ‘karısı’ olmuştur. Hayatın vazgeçilmezi cinsellik konusu üzerinden de gücünü arttırarak hakimiyetini korumuştur. Çeşitli kültürel etkinliklerle, ritüellerle cinsel zevk tek taraflı hale getirilmiştir. Bu ritüellerin en yaygın olan sünnet uygulamasıyla, kadın cinsellikte haz almasına gerek duyulmayan bir üreme aracı olarak görüldü.

Kültür dediğimiz kavram değişime açıktır, bazısı uzun bazısı kısa sürede değişime uğrayabilir. Bazıları öylesine güçlüdür ki değişime direnir ayakta kalmada ısrar eder. Kadınlar üzerine yapılan kültür etkisi işlem her ne kadar bize mantıksız geliyor olsa da işlemi uygulayan kültürlerce bu o kadar mantıklıdır ki kesinlikle yapılması gerekir. Bireyin toplumda kabul görmesi, uygulamanın yapılmasında öne sürülen yaygın gerekçelerden biridir. Kadında aidiyet duygusu oluşturma, daha güzel bir vajina, cinsellikten haz alma, daha iyi sağlıklı bir evlilik, bekâreti korumak ve dini gereklilikler,  diğer gerekçeler arasında. Kadınlar üzerinde yapılan bu uygulamalar çeşitli görüş ayrılıkları doğurmuştur. Doğuma yardımcı olduğu görüşü, cinsel arzuyu arttırdığı görüşü, sağlık için yapıldığı vb, görüşleri mevcuttur. Ancak cinsi sakatlamalarda hazzın azaldığına dair görüş en yaygın olanıdır. Yoğun olarak erkek egemen toplumlarda görülen bu uygulamaya baktığımızda eylemin amacının, cinsellik üzerinde hakimiyet kurarak, kadının cinsel özgürlüğünü ortadan kaldırmak olduğunu düşünebiliriz. Son olarak uygulamanın uzaktan da olsa benzer şeklini modern toplumlarda görmek mümkün. Yaratılan ‘estetik’ ve’ güzellik’ algısıyla kadınlar daha iyi görünümlü bir vajinaya sahip olmak, ilişkiden zevk almak için estetiğe başvurabiliyor. Bu da bize amaçlar farklı olsa da kültürlerin zaman zaman birbirlerinden etkilendiğini gösteriyor.

Yazar: Hasret Gökçen 

Kaynaklar:

Akkayan T. 2012. Bedenin Kültürel Gerekçelerle Sakatlanması ve Söğütte Sünnet Lisans Ders Notu, İÜ Antropoloji Bölümü, s. 40-49.

Ertenduğ N. 1955. Ankara Üniversitesi DTCF Dergisi, Bugünün İptidailerinde ‘Mutilasyon’ ‘Sakatlama’ Pratiği ve Mahiyeti Hakkında, Ankara:Ankara Üniversitesi, s. 40-49.

Kırımlı Y. 1997. Kültür ve Ergenlik Lisans Ders Notu, İÜ Antropoloji Bölümü

Özenç B. (İÜHFM C. LXIV, S.2, s.145-166, 2006)

http://bianet.org/bianet/saglik/148678-29-ulkede-kadinlar-sunnet-ediliyor(20.09.2017)

 

KaydetKaydetKaydetKaydetKaydetKaydet

KaydetKaydet

KaydetKaydet

4 YORUM

  1. Toplumda kadının yerini anlatan bir örnek daha.Basite alınmayacak ve herkesin bilmesi gereken bir konu.Bu ve benzeri yazılarınızın devamını bekliyorum

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin