Köy Okulları Değişim Ağı Derneği ile söyleşi

Dilan Hür

0
Köy Okullarını Değiştirme Ağı Derneği

Sivil toplum kuruluşları dosyamıza bugün Köy Okullarını Değiştirme Ağı Derneği konu olacak. Derneğin tarihi, işleyişi ve projeleri hakkında Proje Uzman Yardımcısı Esra Yıldırmış ile söyleştik. 

KODA (Köy Okullarını Değiştirme Ağı) 2016 yılından bu yana köy okullarındaki fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırmak, kırsal kesimde eğitim gören çocuklara destek olmak amacıyla Mine Ekinci tarafından kurulmuş bir sivil toplum kuruluşu. KODA’nın Üsküdar’daki ofisini ziyaret ettik ve Derneğe dair sorularımızı Proje Uzman Yardımcısı Esra Yıldırmış’a yönelttik.

“Odak nokta öğretmen ve öğrenci”

KODA’nın kuruluş sürecinden bahseder misiniz?
– Tabii, KODA 5 Aralık 2016 yılında Mine Ekinci tarafından kuruldu. Sadece Mine Ekinci değil, beraberindeki bir grup arkadaşıyla “Acaba bir dernekleşme sürecine mi gitsek?” gibi bir fikirle oluşuyor KODA. Mine’nin biraz geçmişinden bahsedebilirim: Mine, Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu. Daha sonra da Harvard’da Eğitim Politikaları üzerine eğitim alıyor. Yalova’da bir köyde büyüyor ve kırsalda eğitim vs. şeylere ilgisi olan bir insan. Yurt dışındayken de öğretmenlerle iletişime geçip anket yapmaya karar veriyorlar arkadaşlarıyla birlikte. “Öğretmenlerin neye ihtiyacı var?”, “Öğretmenleri daha da güçlendirecek neler yapılabilir?” gibi birçok ankete ve sonucuna ulaşıp daha sonra bu çıkan sonuçlarla birlikte “ne yapsak acaba?” diye düşünülerek bir dernek kurma fikri gelişiyor. Sonra da kırsaldaki eğitimi güçlendirmek için hem öğretmen hem öğrenci için onları odak noktası yapacak bir dernek kuruluyor.

Esra Yıldırmış

KODA kurulduğunda insanların tepkisi nasıl oldu?
– Yani bunu yine Mine özelinde, duyum aldığım şekilde açıklayabilirim: O dönem bu işe gönül veren birkaç eğitmen arkadaş bir araya gelip, anketleri yapıp sonra dernekleşme üzerine fikir birliğinde bulunuyorlar. Dolayısıyla ortak paydada buluşan arkadaş çevresinin desteği var. Dernek kurulduktan sonra gönüllü olarak iş yapmak isteyen birçok eğitmen bize ulaştı. Bilgi paylaşımı anlamında da yetkinlik anlamında da “birlikte neler yapabiliriz?” diyen birçok kişi oldu yanımızda.

Kuruluşunuz sonrasında ilk uygulamanız ne oldu? Çalışmalarınıza nasıl başladınız?
Öğretmen anketlerinden çıkan sonuçlarla birlikte, onların ihtiyaç alanları belirlenince ana faaliyet üzerine odaklanıldı. Geçtiğimiz iki sene üzerine konuşursak bu böyle oldu. Öğretmen atölyeleri, öğretmen buluşmaları gerçekleştirmenin değeri ve çocuk atölyesi de onu destekleyen bir faaliyet gibi düşünüldü.

“Misyonumuz kırsalda bütünsel ve kaliteli bir eğitimi gerçek kılmak”

Dernek olarak amacınız nedir? Sizce o amaçları gerçekleştirebiliyor musunuz? Birkaç örnek verebilir misiniz?
Misyonumuz, kırsalda bütünsel ve kaliteli bir eğitimi gerçek kılmak diyebilirim kısaca. Bunun için de kırsaldaki koşullara uygun, bütünsel ve kaliteli bir eğitim gerçek kılmak. Bizim amacımız kırsala gidip oradaki bütünü ve yapıyı bozmak ya da değiştirmek değil, aksine oradaki yapıyı görerek ve buranın avantajlarını gözeterek “buraya daha başka neler katabiliriz?” diyerek çalışmalar yapmak.

Dernek ihtiyaçlarını nasıl karşılıyor?
Biz projeleri gerçekleştirirken Sabancı Vakfı, Aydın Doğan Vakfı bize destek oldular. Sivil Toplum Destekleme Vakfı ve birkaç farklı kurumdan daha destek aldık. Kimi zaman ilçe
Kaymakamlığı ya da Milli Eğitimi, derneğimizin faaliyetlerini desteklemek için bizlerin
konaklama, yemek ve şehir içi transfer ihtiyaçlarımızda destekte bulunabiliyorlar. Mesela
bu sene Bayburt’ta atölyelerimiz oldu. Onlar Sivil Toplumu Destekleme Vakfı tarafından desteklendi. Harran’daki projemiz Sabancı Vakfı tarafından desteklendi. Onun dışında bireysel ya da daha kurumsal bağışlarımız olabiliyor. Ana sınıfları kermesler düzenleyip bizim adımıza toplanan parayı “her sene bir STK’yı destekliyoruz, bu sene sizinle çalışmayı istedik” deyip oradan da gelen geliri bizimle paylaşıyorlar.

Devlet maddi veya manevi destekte bulunuyor mu?
– Yani devletin açtığı hibe programları olabiliyor. Başvurduğumuz fonlara henüz dönüş olmadı. Onun dışında dediğim kişi ve kurumlardan destek alıyoruz. Proje varsa başvuruyoruz, hangisinden geri dönüş olursa o yolda ilerliyoruz. Bizim iş yapabilmemiz, atölyeler kurabilmemiz, kırsala gitmemiz aldığımız bu fonlara bağlı.

KODA Saha Oryantasyon Günü’nden.

Dernekte gönüllü olarak çalışan insanlar var. Gönüllülük süreci nasıl gelişiyor?– Bu, yeni yapılandırmaya başladığımız bir alan aslında. Şimdiye kadar biraz böyle arkadaş, arkadaşın arkadaşı, onun arkadaşı şeklinde bir havuz oluşmuştu. Onlarla bir oryantasyon yapılıp ondan sonra bizim hangi ihtiyaçlarımız varsa o alanda birkaç kişi konumlandırmak üzerine çalışmıştık . Bundan sonrasına biraz daha “hangi alanda bizim net olarak kaç kişiye ihtiyacımız var”, “planladığımız projeler bazında geleceği biraz düşünerek nasıl bir havuza ihtiyacımız var” diyerek aslında genel bir çağrı yapıp ondan sonrasında bir oryantasyon ve eğitim döneminden geçirmeyi planlıyoruz. Şimdiye kadar bir duyurumuz vardı, KODA’lı olmak için bir başvuru formumuz vardı. Buradan talepler oldukça fazla geldi. Yakında Harran’da gerçekleştirmeyi planladığımız bir proje içinde proje var diyebilirim. Orada gönüllü desteğinden yararlanmayı planlıyoruz.

Köy okullarını neye göre seçiyorsunuz? Sürecin nasıl geliştiğini anlatabilir misiniz?
Köy okullarını seçerken İlçe Milli Eğitim ile çalışıyoruz. Oradan aldığımız izin doğrultusunda aslında o köyde çalışabiliyoruz. Dolayısıyla buna gönüllü olacak Milli Eğitim Müdürlüklerinin olması temel koşul. O nasıl olabiliyor derseniz daha çok onlardan bize talep gelebiliyor. Örneğin Harran’da başlayan proje oradaki Kaymakamlık tarafından bize bildirilmişti. Proje yazıldı, onaylandı ve fon bulundu, proje başlatıldı. Daha çok onlardan talep gelmesi bir avantaj bizim için. Hiç talep yoksa da yine duyum aldığımız, tanıdık vasıtasıyla gittiğimiz, kapısını çaldığımız Milli Eğitim Müdürlükleri olabiliyor. Şimdiye kadar daha çok onların talepleriyle proje başlattık diyebilirim.

Köy Okullarını Değiştirme Ağı Derneği
Şanlıurfa’daki Duvar Boyama Atölyesi’nden.

Çocuklarla atölyeler düzenliyorsunuz. Bu atölyelerin odağında ne yatıyor? “En çok ‘…’ öğretmek istiyoruz” dediğiniz bir konu var mı? Çocukların tepkilerinden bahsedebilir misiniz?
Bizim farklı farklı çocuk atölyelerimiz var. Her birinin konusu kendi içinde başka bir Milli Eğitim kazanımına odaklanıyor, hem de farklı bir açılımı var. Biri felsefeye odaklanıyor, biri uzay ve matematiğe bağlantı verebiliyor, biri denizaltı yaşamına gönderme yapıyor gibi. Mesela aşure etkinliği yapıyoruz, daha böyle örf ve adetlerimizi öğretmek ve kültürel bağlamda bir aradalığı sağlamak için yapılmış bir atölye. Çember atölyemiz var. Çocuk çemberde oturuyor ve diğer arkadaşlarıyla konuşuyor. “En çok bunu öğretmek istiyoruz” dediğimiz bir şey yok. Dediğim gibi temel, sosyal, duygusal, bilişsel anlamda çocuğu destekleyen ve besleyen bir içerik kapsamı sunmayı hedefledik ve bu doğrultuda ilerliyoruz. Çocuklar çok keyif alıyorlar ve ilk defa bir şey deneyimlemenin heyecanıyla çok açıklar, algıları çok çok açık ve meraklılar. Mesela bir çocuk Denizaltı Safari Atölyesi’nden sonra ahtapotla ilgili bir çalışmadan sonra bir eğitmenimizin yanına gelip “Ahtapot’a şiir yazmak istiyorum , yazabilir miyim?” demişti ve 4 satırlık bir şiir yazmıştı.

“En temel kriterimiz öğretmenin gönüllü olması”

Öğretmen buluşmaları düzenliyorsunuz. Oryantasyon aşamasından bahsedebilir misiniz? Öğretmenlerin bu çalışmaya dair fikirleri nasıl oluyor ?

Öğretmen buluşmalarında genel bir çağrı yapıyoruz öncelikle gittiğimiz bölgede. Bizim için gönüllülük çok önemli. Yani en temel kriterimiz aslında gönüllü olması öğretmenin. Çünkü zaten programları çok yoğun, dönem başlamadan önce bile yoğunlar. Biz çalışmamızla ilk önce onlara gittiğimizde şöyle bir algı olabiliyor: “Benim zaten işlerim çok yoğun, bu kadar yoğunluğun içinde buna katılmak bana külfet yaratıcak mı?”, “Benden ekstra bir şey isteyecek misiniz?” gibi sorular soranlar var. Bir de “Buraya ayırdığım zamana değecek mi?” algısı var. Biz bir kere bunları kırmaya çalışıyoruz. Onu yaparken de çok bir yolumuz yok, kendimiz gidip yüz yüze tanışma imkânımız olmuyor. Daha çok öğretmenlerin zümre gruplarından, milli eğitim desteğiyle Whatsapp gruplarında bir ilanımız oluyor. Orada bizi görürlerse iletişime geçiyorlar. Geliyorsa eğer öğretmen, buluşmalardan sonra bir değerlendirme anketi yapıyoruz, oradan aldığımız bildirimle bir sonraki atölyelerimizi düzenleme imkânımız oluyor. Şunu söylemeliyim ki bugüne kadar yapılan bütün atölyelerimizden öğretmenlerimiz memnun ayrıldılar.

Hayata geçirmek istediğiniz projeler var mı?                                                      – 2018-2019 eğitim – öğretim döneminde çocuk atölyelerimizi 3 bölgede gerçekleştireceğiz ve bu seneden itibaren çocuk atölyelerimiz eğitim fakültesi öğrencileri tarafından uygulanacak. Öğretmen buluşmalarımız ise 2 bölgede devam edecek. Ve bu bölgelerde  bu yıl akran mentörlüğü üzerine çalışacağız. Burada geçen yıl çalıştığımız  öğretmenlerin bu yıl eğitici eğitimi alarak, aynı bölgede olup farklı köylerde öğretmenlik yapan birkaç  öğretmeni desteklemelerini hedefliyoruz. Etkinlik kitabı hazırlığımız  başladı. Bu kitapçığımızda sınıf içi uygulama örnekleri, öğretmenler için tavsiyeler ve ders dışı etkinlik
örnekleri bulunacak ve Türkiye’deki tüm sınıf öğretmenleri için destekleyici bir kaynak
olması sağlanacak. Ayrıca Atölye Rehberimizi hazırlıyoruz. Bu kaynağımız da KODA’nın
gerçekleştirdiği çocuk atölyelerinin nasıl uygulandığına dair video çekimlerinden oluşacak. Bu kaynağın online platformda hem Türkiye genelindeki tüm sınıf öğretmenleri ile hem de
bu yıldan itibaren çocuk atölyelerimizi gerçekleştirecek olan Eğitim Fakültesi öğrencilerine
kaynak olmasını amaçlıyoruz.

Köy Okullarını Değiştirme Ağı Derneği
Muş’tan.

Köy okullarına destek amaçlı kurulan bir derneksiniz. Türkiye’de eğitim politikalarının belirlenmesinde etkin olabileceğinizi düşünüyor musunuz?
Evet, yani zamanla çok daha fazla olabilir. Şu anda daha çok yeniyiz. Aslında eğitim politikasında söz sahibi olabilmek için somut verilere sahip olmamız gerekir. Yani çıktılar önemli. Bizim ispatlanabilir olmamız gerekiyor ve ”bu çok başarılı” demek yeterli değil , başarılı olduysa bunu neye dayandırarak başarıyı ölçüyoruz? Ölçme değerlendirme çok önemli, o yüzden biz yaptığımız çalışmalarda Ölçme Değerlendirme Uzmanı ile çalıştık. Başından sonuna sahada bizimle oldular. Deneyimlerin çıktılarını topladılar. Gerek kendi gözlemleriyle, gerek mülakatlarla, gerek atölye sonrası değerlendirme formlarıyla. Bunların hepsi raporlanacak. Aslında bu bir somut veri elde etmeyi sağlayacak. Biz ne yapıyoruz sosyal, duygusal, bilişsel anlamda çocuklara iyi gelecek atölyeler yapıyoruz. Öğretmen buluşmalarının kapsamını böyle yapıyoruz, mesela Harran’da festival gerçekleştirdik. Buralardan elde ettiğimiz çıktılar da var. Bütün bunların kombinasyonu birkaç senenin birikimiyle birleşirse o zaman buradaki değişim ve fark da belli olacak. Bu elimizdeki verilerle söz sahibi olabileceğimizi düşünüyoruz. Mümkün.

Sizde bir sivil toplum kuruluşusunuz. Sizce sivil toplum kuruluşları halkın sorunlarını dile getirmekte gerçekten başarılı mı? Sizce KODA bunu başarıyor mu?
Yani bizim özelimizde söylersem yine genç bir STK olmamıza gönderme yapacağım. Aldığımız fonlar ve çalıştığımız bölgeler iki elin parmağı kadar. Bunlar zamanla ilerledikçe, yaptığımız işler ve elimizdeki çıktılar arttıkça karşımızdaki kurumlar da bize ivme kazandırır.

Sivas, Gürün’den

“Manevi destek verebilirler”

KODA olarak yaşadığınız zorluklardan bahsedebilir misiniz?
-Küçük bir ekibiz, tam zamanlı çalışan 3 kişiyiz, bir de kurucumuz var. Ekipçe her işe yetişemiyoruz. Yaşadığımız en temel zorluk bu. Gönüllü desteğimiz fazla olsa da, aramıza yeni katılacak olanların oryantasyonu ve iş
delegasyonunda da kendi içimizde ufak adımlarla ilerliyoruzdiyebilirim.

Dernek olarak talep ettiğiniz şeyler var mı? Bizim aracılığımızla neler söylemek istersiniz?
KODA eşit eğitimin gücüne inanan eğitmenler ve öğretmenlerle bir araya gelerek kurulan
bir yapı. Bu yapının işlemesi, sürdürülebilmesi, daha da genişlemesi bu sac ayaklarının da
güçlü durmasıyla paralel olarak ilerliyor. Dolayısıyla her ne kadar bize gönüllü olmak        talebiyle gelen kişilere “Evet çok teşekkür ediyoruz gönüllü olmayı istiyorsunuz biz de
sizinle şöyle ilerlemek istiyoruz şöyle katkı alışverişinde bulunmak istiyoruz” demek istesek de bu iş paylaşımını henüz çok sistemli şekilde yapamıyoruz. Bize katkı olmak isteyenler  bizleri sosyal medyadan takip edip duyurularımızı paylaşabilirler, çevrelerinde anlatabilirler.Onun dışında bağış konusunda da desteklemelerini isteriz. Farklı fikir alışverişlerinde
bulunup, uzmanlıklarını  bizimle paylaşmak için her zaman mail atabilirler.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin