Hem üzümünü hem bağcıyı biraz öveyim, sizi Karadeniz bahçelerinin unutulan kıymetlisi ile tanıştırayım istedim.
Çardakları süsleyen, kızıl ağaçların gövdesini sararak yükselen, Karadeniz sahil kesiminin en süslü meyvesi, bir Karadeniz güzeli Isabella (Vitis Labrusca). Kara üzüm, Macır üzümü, kokulu üzüm, çilek üzümü, favli olarak da anılır yöre yöre. Bir kaynağa göre, 1828 yılında Amerika’da yazılan bir tarım kitabında, yazarın ilk kez bu üzümün kalemlerini Isabella Gıbbs adında bir kadından alarak yetiştirdiği ve üzümlere onun adını verdiği belirtilir. Böylece dünyada Isabella olarak anılır, bu güzel meyve. Farklı aroması, tadı, rengi ve kokusuyla diğer üzüm çeşitlerinden çok başkadır Isabella. Salkımları oluştuğunda açık yeşil ve sert taneler, güneşe doydukça kızarır, kozaklaşır. Ağustos sonu gelince de maviden siyaha dönen irili ufaklı taneleriyle olgunlaşma sürecini tamamlar.
Peki nedir bu sihirli resveratrol? Doğada renkli bitkilerde (ahududu, dut, erik, kızılcık, yabanmersini gibi kırmızı mor meyveler) yaygın olarak bulunan bir antioksidan polifenoldür. Özellikle Isabella’nın kalın kabuğu ve çekirdeğinde bol miktarda bulunan bu madde (45-10mg/g kuruağırlık), bitki strese girdiğinde onu adeta bir zırh gibi sararak bol yağış, nem ve mantar hastalıklarına karşı korur. Bu özellik onun Karadeniz’i çevreleyen topraklarda kolaylıkla yetişmesine olanak sağlar.
Dalından koparılmış Isabellalar yıkanıp, suda kaynatılıp süzgeçten geçirildikten sonra su ile seyreltilmiş mısır unu ve nişasta karışımı ile bir kaç dakika karıştırılır. Taze üzüm bulunamazsa bu işlem nardenk sulandırılarak da yapılabilir. Karışım ocakta kıvam alır almaz istenilen miktarda şeker ilavesiyle bir kaç dakika kaynatılmaya devam edilir. Ocaktan alınır alınmaz kaselere paylaştırılarak soğutulur. İsteğe göre meyve taneleri ve soğuk sütle de servis yapılır. Nardenk sulandırarak da pepeçura yapılabilir. Böylesine kıymetli bir meyveyi bahçelerinde yetiştirenleri, öpülesi ellerde şifaya dönüştürenleri övmeden edemezdim. Amaç, hem üzüm yemek hem de bağcıyı övmek olsun istedim. Afiyet olsun.
Yrd. Doç. Dr. Seda Dicle KORKMAZ / gazeteistanbul

