İstanbul için bir kaynak olarak Evliya Çelebi Seyahatnâmesi / Dr Mustafa Duman

0

Evliya Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı ve Kredi Yayınları tarafından, Şubat 1996’dan itibaren yayımlanmaya başlanmış ve Ekim 2007’de basılan 10. ciltle tamamlanmıştır. Böylece, Evliya Çelebi’nin bu dev eseri ilk kez on cilt bir arada yeni yazıyla yayımlanmış oldu. Emeği geçenleri kutlamak görevimizdir. İstanbul’dan söz eden birinci cilt, Orhan Şaik Gökyay tarafından yeni yazı ya çevrilmiştir. Bu cilt ve ikinci, üçüncü ciltler günümüz Türkçesiyle de her cilt iki kitap halinde olmak üzere, yayımlanmıştır. Çevri yazının diğer ciltleri yayımlanırken, Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nin İstanbul’dan söz eden ilk cildi, yeni bir okumayla tekrar okuyucuya sunulmuştur. Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’ni yeni yazıya çeviren çalışma gurubunda Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, Zekeriya Kurşun yer almışlardır. Proje yöneticisi sonradan aramızdan ayrılan İ. Gündağ Kayaoğlu idi. Dizi editörlüğünü M. Sabri Koz yapmıştır.

Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nin ilk cildi İstanbul için önemli bir kaynaktır. Bu ciltte, İstanbul’un tarihi, efsaneleri, İstanbul’un çeşitli dönemlerde başka milletler tarafından kuşatılması, yapılan savaşlar, İstanbul’da gömülen önemli kişiler anlatılır. Evliya Çelebi, devrinde yaşadığı Dördüncü Murat’tan ve dönemin devlet adamlarından söz eder. Bütün bunların yanında, Evliya Çelebi, 17 yüzyıl İstanbul’unun sosyal ve iktisadi durumunu tüm ayrıntılarıyla anlatır. İstanbul’un kasabalarından, camilerinden, mesire yerlerinden, hamamlarından ve daha birçok yerinden ve özelliğinden söz eder.

Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nde, İstanbul’da, 17 yüzyılda icrayı sanat eden çeşitli meslek erbabı ve yaptıkları işler anlatılır. Her iş kolundan İstanbul’da kaç dükkân bulunduğu ve buralarda ne kadar insanın çalıştığı ayrıntılı bir şekilde gösterilir. Evliya Çelebi, İstanbul’da, savaşlara çıkılmadan önce ya da şehzadelerin sünnet düğünlerinde veya padişah kızlarının evlenme düğünlerinde düzenlenen törenlerde geçit resmi yapan esnaf alaylarının bazılarını tasvir eder. Geçen meslek erbabını anlatır. İstanbul’daki günlük yaşamla ilgili bilgiler verir. Yalnızca maddi ihtiyaçları karşılayan mesleklerden ve meslek sahiplerinden değil, çalgıcılar, şarkıcılar, oyuncular, taklitçiler, hicivciler ve diğer sanat erbabından da söz eder, yaptıklarını anlatır ve sayılarını bildirir. Kısacası, Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nin ilk cildi İstanbul kültürü konusunda bulunmaz bir hazine özelliğin taşır.

Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nin nasıl bir kültür hazinesi olduğunun görülmesi ve özgün dilinin zenginliğinin anlaşılması için, ilk cildin başında yer alan “İstanbul’a değişik lisanlarda verilen adlar” bölümünü aynen alıyoruz:

Her Lisanda İslâmbol İsmin Beyan Eder: Ve İslâmbol kal’asının ibtida ismi (Lisan-ı Latinde) Makedonya’dır. Andan Yanko bina itdiğiyçün (Lisan-ı Süryani’de) Yankoviçe dediler. Andan İskender bina itdiğiyçün (Lisan-ı İbri’de) Aleksandıra dediler. Andan bir zaman (Sırf’da) Pozanta dediler. Bir zaman (Lisan-ı Yahud’da) Vejendoniya dediler. Andan (Freng’de) Yagfuriye dediler. Tokuzuncu kerede Kostantin bina itdiğiyçün (Lisan-ı Yunan’da) Pozanatyam ve Kostantiniyye dediler. Ve lisan-ı Nemse’de Kostantinopol derler. Lisan-ı Moskov’da Teküriye derler. Lisan-ı İfrik’de Grandorya derler. Lisan-ı Macar’da Vezendovar derler. Lisan-ı Lehte Kanaturya derler. Lisan-ı Çek’te Aliyana derler. Lisan-ı İsfeç’te Harkılıyan derler. Lisan-ı Felemenk’te İstifanya derler. Lisan-ı Fransa’da İgrandona, Lisan-ı Potakal’da Kostiyya, Lisan-ı Arab’da Kostantiniyye-i Kübra, Lisan-ı Acem’de Kayser-zemin, Lisan-ı Hind’de Taht-ı Rum, Lisan-ı Moguli’de Çakdurkan, Lisan-ı Tatar’da Sakalibe, Lisan-ı Ali Osmaniyan’da İslâmbol derler. Gulgule-i Rum namıyla şöhret-i şehr olmışdır. (S. 21)

Evliya Çelebi, gezdiği yerlerdeki çeşitli yerel adetleri, inanmaları Seyahatnâmesi’nde anlatmış, yerel sözcüklere ve yabancı sözcüklere de orada yer vermiştir. Örneğin, yazıya geçirilmiş ilk Trabzon türküsü Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nin 2. cildinde yer alan şu türküdür.

Trabzondur yerimüz

Akça tutmaz elimüz

Hapsi paluk olmasa

N’çolurdi halümüz. (s.54)

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin yeni yazıya aktarılması çalışmalarına katılan Prof. Dr. Robert Dankoff, bu Seyahatnâme’de yer alan, çok az bilinen, ya da hiç bilinmeyen sözcük ve deyimleri bir kitapta toplamıştır: Evliya Çelebi Seyahatnâmesi Okuma Sözlüğü. Bu sözlük, Prof. Dr. Semih Tezcan tarafından İngilizceden Türkçeye çevrilmiş ve M. Sabri Koz’un editörlüğünde, Yapı ve Kredi Yayınları tarafından, Ağustos 2008’de yayımlanmıştır. Bu sözlükte, Evliya Çelebi’nin kullandığı yabancı sözcükler ve yerel ağızlarda kullanılan sözcüklerin yanı sıra, kendi ürettiği bazı sözcüklerin de açıklamalarını bulmaktayız. Ayrıca Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nin on cildindeki bu tür sözcüklerin dillere göre dökümü de verilmektedir. Bu dökümlerden nasıl bir sözcükler hazinesi karşısında olduğumuzu anlıyoruz. Evliya Çelebi, bugün artık yok olmuş Ubıhça gibi dillerden de sözcükler kullanmıştır.

Evliya Çelebi’nin Akdeniz Haritası

Evliya Çelebi Seyahatnamesi Okuma Sözlüğü yardımıyla Evliya Çelebi Seyahatnâmesi daha iyi anlaşılacaktır. Çünkü, Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nde rastladığımız bazı sözcükleri mevcut sözlüklerde bulma olanağı yoktur. Bu nedenle Prof. Dr. Dankoff’un yoğun bir emek vererek hazırladığı sözlük Evliya Çelebi’yi okurken iyi bir kılavuz olacaktır.


Dr Mustafa Duman / Gazete İstanbul

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin