İmecenin böylesi: Tarihe gömülmüş bir kamulaştırma eyleminin hikayesi

0
Tarihe gömülmüş bir kamulaştırma eyleminin hikayesi

“Kırların çözülüşü buzların çözülüşü gibidir,
Nasıl buzlar çözülünce derecikler nehirlere koşarsa
Kırlar çözülünce de kır yoksulları şehre koşarlar
Damlaya damlaya göl olur, akar gider sel olur
Arz topraklısı şehirlerin çevresine akar akar
Birikir de birikir,
Tencerede dert pişer, gecekondular şişer
Onca çile, onca baskı, onca zulüm,
Yoksulluk bendini yıkar, katlandığı şeylere karşı çıkar
Sokaklarda su gibi işçi, köylü, emekçi akar,
İşte bu görüntüden burjuvazi korkar.

İnsanca yaşayabilmek için insanın en doğal hakkı olan, sağlık, beslenme, yeme, içme, barınma dert olur. Bunların her biri bir sorun olur. Göstereceğimiz bir konut sorunu, görün bakalım ne halde insan onuru.”

Bu dizeler 2 Eylül 1977 direnişinin filminin başlangıcından. 2 Eylül 1977 direnişi nedir derseniz: İstanbul Ümraniye’deki 1 Mayıs Mahallesi’nin kuruluş öyküsüdür, 2 Eylül 1977 direnişi. Türkiye’de siyasi kutuplaşmaların iyice belirginleştiği, sol ve sağ eylemlerin karşılıklı ivme kazandığı yıllardır söz konusu yıllar.

2 Eylül 1977 tarihinde bir grup solcu öğrenci yoksul ve evsiz halka konut yapmak amacıyla birleşir. Ümraniye’de boş bir arsayı tespit eder ve yoksul halkı da aralarına katarak ev yapımına başlar. Kolluk kuvvetleri müdahale eder tabi ama halk direnir, direniş zaferle sonuçlanır. Mahalle, adını kanlı 1 Mayıs’tan alır. Şimdiki adı Mustafa Kemal Mahallesi olsa da o direnişin öyküsü hatıralara kazınır.

Ve bilir misiniz, aynı direnişten iki örnek yaşanmıştır Türkiye’de. Biri de, 1 Mayıs Mahallesi kadar çok bilinmez ama Kayseri’dedir. Şimdiki adıyla Yenidoğan Mahallesi, tapu kayıtlarında Güllübahçe Kirişhane mevkii olarak geçen arazi: 2 Eylül direnişinden örnek alan yine solcu öğrencilerin (çoğunluğu Kayseri Eğitim Enstitüsü öğrencisi) çabaları sonucu kurulmuştur aslında. Resmi ideolojinin tanımıyla ‘işgal eylemi’, direnenlerin tanımıyla ‘kamulaştırma eylemi’ Kayseri’de çok az kişinin hatırasına kazınır.

Tarihe gömülmüş bir kamulaştırma eyleminin hikayesiYaptığım araştırmalarda gördüğüm kadarıyla gazete kupürlerine bile olay olduğu gibi yansı(tıl)mamıştır. Hatta dönemin belediye başkanı Niyazi Bahçecioğlu bile olayı hatırlayamamaktadır. Ama sözlü tarih olayların gerçek tanığıdır. “Yoksulluğun liralarıyla briketlerimizi aldık, çoluk çocuk sefil kalarak birlikte gecekondularımızı yaptık, kondumuzu yaptık yaşamın kavgasında, kondumuzu yaptık, ortakça çalışmayla.” Arka planıyla bir mahalle yaratmanın güncesi aslında Kayseri’deki söz konusu ‘kamulaştırma eylemi’. Ricamız, döneme tanıklık etmiş olanlara bu yazı bir şekilde ulaşırsa, tarihçeyi bizimle paylaşmaları.

Eğitim Enstitüsü öğrencilerinin marifetiyle…

Benim ulaşabildiğim üç tanık var. İlki 1978 yılında Kayseri Eğitim Enstitüsünde öğrenci olan, şimdiki Nevşehir CHP İl Genel Meclisi Üyesi Tayfun Ceyhan. Çalışmayı örgütleyenlerin arasında yer alan Ceyhan, sorularımızı şöyle yanıtladı:

– Nasıl karar verdiniz bu çalışmaya, Ümraniye’yi mi örnek aldınız?

Tarihe gömülmüş bir kamulaştırma eyleminin hikayesi
Tayfun Ceyhan

Çevre yerleşim yerlerinden göç almaya başlayan Kayseri’de arsa fiyatları artmaya başlayınca bazı kişiler göç gelenlere kendi yerleri gibi arazileri satıp gecekondu denilen konutlar yapmaya başladılar. Ülke genelinde özellikle İstanbul’da kamu arazileri bu kişilerin yoksulları sömürmesinde araç olmaktaydı. İstanbul Ümraniye’de devrimci grupların mafya tabir edilen satıcıları saf dışı etmesi ve evsizlere ev yapımı için çalışma başlatması ve sol, devrimci yayın organlarının bu çalışmaları yansıtması Kayseri’ye de yansıdı. Biz de bunun üzerine ne yapabileceğimizi düşünmeye başladık.

– Kimler vardı eylemlerde, kaç kişiydiniz?

Kayseri’de bulunan demokratik kitle örgütlerinden sol, devrimci genç arkadaşlarımız vardı. Önce, Kayseri’de yağmalanarak halka satılacak arsaları inceledik. En uygunu Şeker Fabrikası işçi evlerine yakın yerde, Sanayi’ye komşu arsanın halka verilmesi için çalışma yapmak gibi geldi. Ama tartışırken devrimci dergilerdeki haberleri izleyip evsiz vatandaşları tespit etmek ve üzerinde hiç mülkiyeti olmayanlara ulaşmak gibi bir karar alındı. Sonra o kişilere ulaştık.

Sonra?

Özellikle Eğitim Enstitüsü öğrencileri ve liseli devrimci gençler gönüllü olarak bölgeye geldiler. Okul, cami gibi yerler ayırt edilerek herkese bir ev yapacağı kadar arsa ayrıldı. Gücü olanlar malzemelerini kendileri temin ederken olmayanlar yardım topladı.

Tarihe gömülmüş bir kamulaştırma eyleminin hikayesi“Polis, düğünden geldiğimize inanmadı”

– Çalışmayı fark eden olmadı mı?

İlk gün hiç kimse yani devlet güçleri olayı fark etmediler. Bin civarında genç karınca gibi çalıştı. Duvarlar yükselmeye başlayınca polis, jandarma güçleri yığınak yaptı. Yapıma önceleri ara verilmedi. Güç kullanmaya başlanınca taktik olarak geri çekilindi. Daha sonra geceleri çalışılıp bazı evler oturulur hale getirildi. Bir gece, çalışma yapılıp gruplar halinde parça parça dağılırken Emniyet güçleri Esentepe bölgesinde 30 kişi kadar grubu çembere aldı. Düğünden geliyoruz deyince polis kimin düğünü diye sordu, bir arkadaşım hemen atılıverdi. Polisler düğün yapıldığını söylediğimiz eve götürdüler. Halbuki düğün 1 ay önce olmuştu. Amir İl Emniyet müdürüne telsizde, “Düğün bitmiş, çocuklar dağılıyormuş.” demesine rağmen Emniyet Müdürü hepimizi 1. Şube’ye getirtti. Gece 1 sularında oluyor bu olay. Oradaki yaşı küçük çocuklar benim adımı verince, ben tabi mimliyim, 1. Şube Müdürü bana bağırdı, çağırdı. Ben düğün diye direttim, sonra kimlik yoklaması yaptılar ve serbest bıraktılar. Bu sefer de gecenin o yarısında eve gitme sorunu vardı, onun için direndik, bizi araçlarla eve bıraktırmışlardı. Biz sonra kısa aralıklarla bazı evleri gizli gizli tamamladık.

“Komünist diyorlar ama Allah razı olsun…”

– Tamamladınız bitti, sonra mahalleye gittiniz mi?

Çalışma bitince zaten tespit ettiğimiz insanlar evlere yerleştirildi. Ondan sonra çok gitme şansım olmadı ama yıllar sonra gittim. Apartmanlar yapılmıştı. Küçük bir bakkalı olan bir şahısla sohbet ettim mahallede. Kendimi tanıtmadan nasıl arsa sahibi olduğunu sorduğumda, “Komünist falan diyorlar, dinsiz imansız diyorlar yine de Allah razı olsun, sayelerinde mülk sahibi olduk.” dedi. Sonra kendimin orada ev yapımında çalıştığımı söyledim. “Bir şey ikram edeyim, kusura bakma ileri geri konuştum.” dedi.

– Neler hissettiniz yıllar sonra o manzarayı gördüğünüzde?

Duygularımı anlatmak zor. Oylarını hep sağ partiye verdiğini söyledi mesela o bakkal bana. İçimden, “Biz konut sahibi yaptık, şimdi hale bakın.” diyerek, ikramını da kabul etmeyerek oradan ayrıldım…

Tarihe gömülmüş bir kamulaştırma eyleminin hikayesi
Eyüp Gürbüz

“Mercimek kaldıran kalmadı…”

Kamulaştırma eylemine katılanların bir diğeri de Eyüp Gürbüz. O da Eğitim Enstitüsü öğrencilerinden, örgütlü değil ama solcu. “Şimdi olsa yapmazdım.” diyen Eyüp Gürbüz, çalışmalara nasıl katıldığını şöyle anlattı:

– Çalışmaya nasıl katıldınız?

78’de öğrencilik dönemimizde, Kayseri Eğitim Enstitüsü öğrencileriydik. Sağ-sol çatışması çok yaygın. Yoksul ailelere briketle ev çevrilip verilecek dediler, o zamanın ruh hali ile gidip yardım edelim, tuğla çekelim, harç karalım, inşaatlarında işçi olarak çalışalım denildi, ben de katıldım, çalıştık.

– Siz jandarma ile karşı karşıya geldiniz mi?

Jandarmayla da karşılaştığımız oldu. Yaptığımız yerleri yıkmaya geldilerdi, biz bir grup olarak önlerine geçtik, o gün yıkım gerçekleşmedi. O zaman duvarları 2 metre kadar yükseltmiştik ama çatılar henüz yapılmamıştı…

“Şimdi bizi nasıl anıyorlar…”

– Sonra?

İki yıl kadar sonra gittiğimde tamamlandığını gördüm. Hatta benim çalıştığım evi gördüm, kim oturuyor diye merak etmiştim. Şu anda o ev duruyor. Ama o zamanki sahipleri mi oturuyor bilmiyorum. Siteler kurulmuş, yer yer gecekondular da var burada. Oturanlar şimdi bizi nasıl anıyor bilmiyorum. Biz orada bir inşaat işçisi gibi çalıştık, acıkınca bakkaldan helva, ekmek, domates ekmek getirir yerdik.

Tarihe gömülmüş bir kamulaştırma eyleminin hikayesi– Amaç neydi?

Hazine arazisinde ya da belediye arazisinde yoksul insanları ev sahibi etmekti amaç. Bizim bunda bir çıkarımız yoktu yani, hatta ben o zaman evliydim. 2 çocuğum vardı. Eşim çalışıyordu, ben öğrenciydim. Arkadaşlar bana, sana da ev yapalım kirada oturuyorsun falan dediler. Ama o zaman bizde eleştiri çok yaygın olduğu için, laf gelir diye gururuma yediremedim, istemediğimi söyledim. Briket al yeter demişlerdi. Eğer kabul etseydim belki benim de orada evim, arazim olacaktı. “Gitmiş orada solculuk adı altında kendine ev yapıyor” dedirtmemek için hiç karışmadım o işe.

– Şimdi olsa yapar mısınız?

Şimdi bu kafayla yapmam, çünkü onları hep karşımda buldum. O zaman başkaydı. Eski tanıdığım, yoldaşım olursa elbette ki ona yardımcı olmaya çalışırım. Eskiden köyümüzde mercimek ekilirdi, mercimek kaldırmak diye bir tabir vardı ve herkes birbirinin mercimeğini toplamaya gelirdi. Ama şimdi öyle olmuş ki, insanlar diğerinin mercimeği olmasa da kaldırmasa diye bakıyor, bırakın ki ev yapmayı…

Mahalle sakinleri arasında yaptığım araştırmada konuyu ayrıntısı ile bilen birine denk gelmedim. Mahalle muhtarlığından görüştüğüm kişiler de, zamanında burada bir gecekondulaşma faaliyetinin olduğunu bildiklerini, ancak solcu öğrencilerin çalışmasından haberdar olmadıklarını ifade ettiler.

Olay gazetelere de çok yansımadı…

Anlaşılan o ki, olay gazetelerde de çok yer bulmamış. Bugün de varlığını sürdüren Hakimiyet gazetesinde rastladığım birkaç haberde de, bunun bir kamulaştırma eylemi olduğuna değinilmemiş. Yine haberlerden ve söylenenlerden, 78’de yapımına başlanan ve 80’lerde yıkıldığı anlaşılan briket evlerde oturanların araziler için hak talep ettikleri anlaşılıyor.

Ulaşabildiğim, 14 Eylül 1978 tarihli Hakimiyet gazetesinde, Tayfun Ceyhan’ın sözünü ettiği üzere, Şeker Fabrikası civarındaki arazilerle alakalı şöyle bir habere yer verilmiş:

Tarihe gömülmüş bir kamulaştırma eyleminin hikayesi
14 Eylül 1978 tarihli Hakimiyet gazetesi

Tapulu araziler üzerinde kurulan gecekonduların kaldırılması istendi

Şeker Fabrikası civarında ve Keykubat Mahallesi’ndeki geniş bir alana 3 gece içinde 300’den fazla gecekondu yaparak Kayseri Belediyesi ve özel şahıslara ait tapulu arazileri işgal eden ailelerin işgal ettikleri bu toprakları derhal tahliye etmeleri istendi. Vali Celal Kayacan, adı geçen bölgede arazisi bulunan çok sayıdaki vatandaşın vilayete başvurarak yasal mülkiyet haklarının korunmasını istediklerini belirtti.

21 Eylül tarihli aynı adlı gazetede bu kez Vali Celal Kayacan’ın sert eleştirileri habere konu edilmiş.

Sahipli arazi üzerine yapılan gecekondular yıktırılıyor.

Vali Kayacan bir açıklama yaparak sahipli arazi üzerinde yapılan gecekonduların yıktırılacağını bildirmişti.

Vali Kayacan’ın açıklaması şöyledir: “Son günlerde Devlet, Belediye, vakıf ve sahipli arazilere gecekondu yapmak gayreti il merkezinde müşahade edilmektedir. 755 Sayılı Kanun 1990 Sayılı Kanun başkasının arazisine rızası hilafına bina yapmayı men etmiştir. Bu şekilde yapılan binaları Kanun gereği yıkmaya görevliyiz ve yıkacağım. Vatandaşın fuzuli zarara girmemesi için kendilerini ikaz ediyorum. Bu ikazımıza uyarak kanunsuz faaliyetlerini bizi Kanun zoru kullanmaya mecbur etmeden durdurmalarını önemle rica ediyorum.”

Öte yandan bu konuda görüş bildiren Bahçecioğlu şunları söyledi: “Son günlerde bazı hazine, belediye ve şahıs arazileri üzerine bazı ihtiyaç sahibi şahısların ve gecekondu simsarlarının ev yaptırmaya başladıkları görülmektedir. Sayın Başbakanımızın açıklamaları ışığında evsiz yurttaşlara arazi verilmesi için birtakım hazırlıklarda bulunulduğu belirtilmekte, ancak yasa dışı yapılanların da yıktırılacağı belirtilmektedir. Vilayet bu konuda gereken tedbirleri almaktadır. Sayın halkımızın zarara uğramamaları için derhal buradaki girişimi durdurması ve Sayın Başbakanımızın belirttiği imtiyaz sağlanıncaya kadar beklemelerini önemle rica ederim.”

Kayseri’de, şimdiki Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’den sonra, en uzun dönem belediye başkanlığı görevinde bulunan CHP’li Niyazi Bahçecioğlu vefat etmeden önce kendisine bu konuyu sorduğumda net bir yanıt alamamıştım. Hatta yanıtın biraz yuvarlak olduğunu bile söyleyebilirim.

Kayseri’de 1978 yılında Eğitim Enstitüsü’nün solcu öğrencilerinin başlattığı ‘kamulaştırma eylemi’nin, İstanbul’daki 1 Mayıs Mahallesinin inşasından farkı yoktu. Ancak, Anadolu’da, üstelik de muhafazakarlık ölçütünün ne denli yüksek olduğu bilinen bir şehirde gerçekleşmiş olması nedeniyle olsa gerek, o kadar hatırlanmadı. Hoş, zaten sola dair ne varsa unutturulmaya çalışılan bir ortamda bu unutuluşa çok da şaşırmamak gerekli belki…

Selma Kara / gazeteistanbul

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin