Yazar Fecri Polat “Tevfikiye Köyü: Son Troialılar” eseriyle ismini II. Abdülhamit’in yeğeni Şehzade İbrahim Tevfik Efendi’den alan Tevfikiye Köyü’nün ilginç öykülerle dolu tarihine belgeler eşliğinde ışık tutuyor.
Homeros’un destanlarından yola çıkılarak keşfedilen, sayısız yazılı esere ve dünyaca ünlü filmlere konu olan Troia Antik Kenti, Anadolu’nun en değerli kültür varlıklarından biri.
Troia Antik Kenti’nin ona göre çok genç ve mütevazı bir komşusu da var; Tevfikiye Köyü. Kuruluşu 93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) yıllarına dayanan köyün ilginç öyküsünü yazar Fecri Polat “Son Troialılar” adıyla kitaplaştırdı.
Tevfikiye Köyü Muhtarı Hüseyin Dinç’in katkıları ve köy muhtarlığının maddi desteğiyle yayımlanan kitap, öncesinde kayıt altına alınmamış pek çok yeni ve ilginç bilgiyi de içinde barındırıyor.
Tevfikiye ve Troia arasındaki bağ…
Tevfikiye, Troia Antik Kenti’nin kalıntılarından alınan taşlarla inşa edilmiş bir köy. Kitabın hedefi ise Tevfikiye’nin Troia ile olan bağlarını bir kez daha gün yüzüne çıkarmak ve Troia’ya duyulan aidiyet duygusunu canlandırmak.
“Troia Yılı” olarak ilan edilen 2018’de yayımlanmak üzere titiz bir çalışma ile hazırlanan kitap “Son Troialılar” adıyla raflardaki yerini almış durumda.
Fecri Polat Troia ve Tevfikiye’nin ilişkisi hakkındaki düşüncelerini kitabın ilk satırlarında şu sözlerle aktarıyor: “Tevfikiye ve Troia ilişkisini bir organ nakline benzetiyorum. Yaşam fonksiyonları biten Troia’dan alınan her taşa Tevfikiye’nin evlerinde yeniden hayat verilmiştir. Troialıların hayalleri, sevgileri, acıları ve mutlulukları işledikleri taşlar ile Tevfikiye’de yaşamaya devam etmiş ve yaşamaya devam edecektir.”
Tevfikiye isminin sırrı!
Tevfikiye isminin İstanbul’a kadar uzanan öyküsü kitabın ilgi çekici bölümlerinden biri. 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi (93 Harbi) sırasında Bulgaristan’dan göç ederek gelen ailelerin kurduğu Tevfikiye Köyü, ismini bir Osmanlı şehzadesinden alıyor, Padişah II. Abdulhamit’in yeğeni olan Şehzade İbrahim Tevfik Efendi’den.
Şehzade İbrahim Tevfik Efendi’nin isminin Tevfikiye Köyü’ne verildiğini gösteren “Hicri 3 Safer 1309” , Miladi 9 Eylül 1891 tarihli belge ve belgenin çevirisi aşağıdaki gibidir:
“Huzur-ı Ali Hazreti Saderet Penahiye Biga Sancağının Ezine kazası müzafatından Kumkale Nahiyesinin Çıplak Karyesine mücavir Hisarlık nam-ı mahalde bulunan Servi muhacirleri tarafından orada küşad ve imar edilmiş ve taksimati dahi icra olunmuş olan karyenin şehzadegan-civan buhran hazreti-i hilafeti penahiden devletlü necabetlü Tevfik Efendi Hazretlerinin namı-ı aliyesine olarak Tevfikiye tesmiyesi istizanma ve heyeti ihtiyariyyesi mühürlerinin ol babda hakk ve istimal edilmesi dair liva-i mezkûr mutasarrıflığından varid olan tahrirat lef en takdim kılınmağa ifa-yı muktezası menut-ı musade-i celile-i cenab-ı sadaret penahiyedir.”
Şehzade İbrahim Tevfik Efendi’nin Yaşamı
Şehzade İbrahim Tevfik Efendi, II. Abdülhamit’in en çok sevdiği kardeşlerinden biri olan Mehmed Burhaneddin Efendi’nin oğludur. Mehmet Burhaneddin Efendi 1876 yılında ve henüz 27 yaşında veremden ölmüştür. II. Abdülhamit, kardeşinin genç yaşta ölümüne çok üzülür ve bir harp gemisine ve kendi oğullarından birine onun adını verir. Mehmet Burhaneddin Efendi öldüğü zaman tek çocuğu olan oğlu İbrahim Tevfik Efendi henüz iki yaşındadır.
İbrahim Tevfik Efendi’nin annesi Mestiniyaz Hanımefendi ise 1909 yılına kadar yaşamıştır. 31 Mart vakası olarak bilinen ve 13 Nisan 1909 yılında II. Meşrutiyet’e karşı yapılan ayaklanma sırasında kalp krizi geçirerek ölmüştür.
Şehzade İbrahim Tevfik Efendi, babasının ölümünden iki yıl önce 1874 yılında doğmuştur. Sultan II. Abdülhamit iki yaşında yetim kalan yeğenini himayesi altına almış ve kendi sarayında kendi çocukları ile birlikte büyütmüştür.
Farklı özellikleri olan, şakacı, titiz ve mahcup bir kişilik olduğu söylenen İbrahim Tevfik Efendi’nin, Beşiktaş’taki sarayında köpek, sülün, papağan, kuzu gibi çeşitli hayvanlar beslediği bilinmektedir. Bu saray şimdi Galatasaray Üniversitesi’nin elindedir.
Osmanlı Hanedanı’nın sürgün edildiği sırada donanmada bahriye feriki (koramiral) olarak görev yapmaktadır. Eşi Şadiye Hanım ve çocukları ile birlikte sürgüne gönderilen ve Londra’ya yerleşen İbrahim Tevfik Efendi, sürgün süresince birçok sıkıntı yaşamış ve 1931 yılında ölmüştür.

