İdeografik ve alfabetik yazı sistemleri üzerine

0
ideografik ve alfabetik yazı sistemleri üzerine

Okur-yazarlığın babası ekonomidir. İnsanlara yazma fikrini ekonomi dayatmıştır. Yazı, tarım toplumunun en büyük problemini çözmek üzere geliştirildi: Kim, kaç tane neyi ne karşılığında ne kadar süreliğine, kime vermiş ya da almış?

Sonraki süreçte yazının işlevi genişlemiş, işin içine din ve iktidar girmiş. Yazı bu süreçte, dini metinlerin doğru şekilde telaffuzu, korunup aktarılması; bugünden çok da farklı olmayan muktedirlerin iktidar propagandaları gibi alanlarda kullanılmış. Daha sonra işin içine edebiyat da girmiş; öz yaşam öyküleri, destanlar, şiirler, yazının ortaya çıktığı ilk yıllardan bugüne yazıla gelmiştir.

Okur-yazarlık geliştikçe buna karşı çıkanlar da olmuş tabii. Platon gibi pek çok erken dönem filozofu yazıyı, beyni tembelleştiren, hafıza kapasitesini azaltan, çok da matah olmayan bir uğraş olarak kabul etmişler. Şöhretlerini yazıya borçlu olacaklarını bilmeden…

Yazıbilimi ile uğraşan bilim adamlarının ortak görüşüne göre; dünyadaki bütün yazı sistemleri birbirleriyle bir şekilde akrabadır, yani hepsi aynı merkezden yayılıp değişmiştir. Bu da Çin yazı sistemiyle Latin alfabesini birbirleriyle bir şekilde akraba yapar ki, ta Güney Amerika’daki yazı sistemleriyle Eski Dünyadakileri bu merkeze bağlamak, kişisel düşüncem, oldukça güç görünüyor. Amerika’ya göçen Kuzey Asyalı kavimlerin bu göç esnasında bir alfabe götürmüş olmaları mümkün mü ola?

İnsanlar önce hiyeroglifleri de kapsayan ideografik yazılar kullanarak yazmaya çalıştılar. Sonra bunlardan alfabetik yazı sistemleri türedi. Bu yeni sistemin eskisine oranla harika bir avantajı vardı. İdeografik sistemle bir metin oluşturmak için yüzlerce hatta binlerce simge kullanmak gerekiyordu; su için, ev için, kuş için, akla gelebilecek her şey için bir sürü özel simge… Bu da yazmayı güçleştiren, okur yazarlığı belli bir zümreye hapseden bir durum yaratıyordu. Oysa yeni sistem alfabetikti ve belirli sayıdaki hece ya da sesi belirtmek üzere belirli sayıda simge yeterliydi. Kelimeler de sesleri belirten simgelerin, yani harflerin bir araya getirilmesiyle oluşturuluyordu. Yani şimdi bizim yaptığımız gibi.

Bu harf devriminden sonra, ideografik sistemi insanlar bir kenara attı sanmayın. Hititler gibi bazı medeniyetler bir süre her ikisini de kullanmışlar; önemli gördükleri metinleri her ikisiyle de yazmışlardır. Günümüzde bile Çinlilerin yazı sistemleri sadeleştirilmiş ideografik bir yazıdır. Bu yazı sistemi Çin toplumunu kültürel olarak bir arada tutan harçlardan biri olarak kabul edilir. Birbirlerinden oldukça uzak, anlaşması imkânsız pek çok lehçeden oluşan ve Çince olarak tanımlanan kütlenin bir arada durmasını da bu sistem sağlar. Zira farklı lehçelerde konuşan ve birbirleriyle anlaşamayan bu insanlar, bu sistemle yazılmış bir metni, sahip olduğu lehçe ne olursa olsun kendi lehçesinde okuyabilir.

Bununla birlikte Çin yazı sisteminin, her biri aynı sıklıkla kullanılmasa da 70.000 ile 125.000 arasında ideografik karaktere sahip olduğu tahmin edilmektedir. Bu yüzden Çince konuşan bir kişinin bu sistemi öğrenmesi yaklaşık yedi yıllık bir uğraş gerektirir. Yine bu sebepledir ki, anadili Çince olan nüfusun yaklaşık %80’i okur-yazar bile değildir.

Şimdi genel bir giriş yaptık, diğer yazımızda size Ortadoğu menşeli alfabelerden ve kökenlerinden bahsedeceğim. İyi haftalar!

İrfan Çağatay / gazeteistanbul

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin