Hayat Sende Derneği ile söyleşi

0

Sivil toplum kuruluşları dosyamızda bugün Hayat Sende Derneği yer alacak. Vakfın kuruluş süreci, projeleri, korunmaya muhtaç çocuklarla ilişkilerine dair Hayat Sende Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Dikyar
ile söyleştik.

Hayat Sende derneğinin kuruluş sürecinden bahseder misiniz?

– Hayat Sende Derneği 2007 yılında devlet koruması altında yetişen bir grup idealist genç tarafından kurulmuş olup devlet korumasında yetişen çocuk ve gençlerin temel yaşam becerilerini kazanmış şekilde ayrımcılığa uğramadan hayata atılması vizyonuyla çalışmalar gerçekleştirmektedir. Kuruluşundaki adı “Yetiştirme Yurdundan Ayrılanlar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği” olan derneğimiz 2012 yılındaki yönetim değişikliğinden sonra, yönetime katılan kadın arkadaşlarımızın önerisi ile Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği adını almıştır.

Hayat Sende Derneği kurulduğunda insanların tepkisi nasıl oldu?

– Koruma altındaki çocuk ve gençler etiketlemelerden, bağlanma problemlerinden ve güvensizlikten dolayı her zaman kurum kimliklerini gizleme gereksinimi duymuşlardır. Hayat Sende Derneği kurucuları sorunun özneleri olarak soruna çözüm bulma arayışı içerisine girdiklerinde ilk yaptıkları iş, kurumdan çıkan bireylerin kendi kabuklarından çıkmaları halinde çok fazla şey başarabileceklerini inandırmak için hayatın aslında kendilerinde olduğunu ifade etmek olmuştur. Hayat Sende ismi hayatın aslında bizlerde olduğunun bir sembolüdür. Aynı zamanda kurum bakımını anımsatacak bir isim olmamasından dolayı da etiketlenmenin minimuma inmesi, kurucularının da kurum bakımında olması birleştirici bir rol oynamıştır.

Kurulduğu günden bu yana Hayat Sende Derneği bir yönetim kuruluna tabi olsa da gelen herkesin inisiyatif alabildiği, derneğin gelişmesi için emek harcadığı değer kattığı bir kurum olmuş ve bundan dolayı çok fazla insan tarafından sahiplenilmiştir.

Kuruluşunuz sonrası ilk uygulamanız ne oldu? Çalışmalara nasıl başladınız?

– Derneğimiz Hayat Sende Derneği adını aldıktan sonraki ilk uygulamamız Minik Kalpler Derneği ile birlikte iki haftada bir herkese açık eğitimler düzenlemek oldu. Bu eğitimleri korumadan ayrılan insanlarla birlikte herkese açık olmasının sebebi derneğin toplumsallaşmaya verdiği önemdi.

Hayat Sende Derneği ekibi.

Vakıf olarak amacınız nedir? Sizce o amacı yerine getirebiliyor musunuz?

– Amacımız, sosyal hizmet alanında çalışan kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğini geliştirmek, kaynakların yerinde ve etkin kullanımını sağlamak, eski adı çocuk yuvası ve yetiştirme yurdu, günümüzdeki adı sevgi evleri sakinlerinin yaşam kalitesi ve refah seviyesini artırmak, ulusal plan ve programlarda öngörülen ilke ve politikalarla uyumlu olarak proje ve faaliyetler yürütmek ve kamunun karar alma sürecinde hedef kitlesinin çıkar ve sorunlarının olabildiğince göz önüne alınmasını sağlamaktır.

Hayat Sende Derneğinin çalışma prensibi nedir? Nasıl iş bölümü yapıyorsunuz?

– Hayat Sende Derneğinin çalışma prensibi; çalışma motivasyonu yüksek, empati yeteneği gelişmiş ve sağduyulu bir gönüllü ve profesyonel ekibin koordineli bir şekilde çalışmasıdır. Haftalık toplantılar ve aylık planlar aracılığı ile iş bölümü yapılır. Ayrıca günlük çalışma programı ve takvimler aracılığı ile farklı birimler birbirlerinin çalışma planlarını görebilirler. Her birimin hazırlamış olduğu aylık ve yıllık faaliyet raporları Planlama ve Koordinasyon Birimi tarafından derlenerek, yönetim kurulu, gönüllü ve çalışan ekibi ile e-posta aracılığı ile paylaşılır.

Dernek ihtiyaçlarını nasıl karşılıyor?

– Dernek ihtiyaçlarını destekler, ayni ve nakdi bağışlar, başvurulan hibe ve fon programları aracılığı ile karşılıyor.

Devlet maddi veya manevi bir destekte bulunuyor mu?

– Doğrudan bir destek almasak da bazı özel çalışma grupları için bakanlık desteğine başvuruyoruz. Dolayısı ile bir iş birliğinden söz edebiliriz.

Hayat Sende Derneği’nin ofisi.

Dernekte gönüllü olarak çalışmalara katılan insanlar oluyor mu? Size nasıl yardımcı oluyorlar?

 – Sosyal Hizmet Bölümü öğrenci ve mezunlarından konuya duyarlı olan pek çok insandan ve hâlen koruma altında olan birçok gençten oluşan geniş bir gönüllü ekibimiz var. Çalışmayı tercih ettikleri birimlere dağılarak faaliyetlere destek oluyor veya çeşitli birimleri koordine ediyorlar.

Dernek olarak yaşadığınız zorluklardan bahseder misiniz?

– Dernek olarak yaşadığımız zorlukların başında yardım kuruluşu değil hak temelli bir kuruluş olduğumuz için kendimizi ifade etmek ve bağış almak konusundaki kısıtlı imkânlar geliyor. Zaman zaman kurumdaki çocuklara ulaşmak gibi kamuyla iş birliği noktasında da sorunlar yaşayabiliyoruz. Ayrıca çalıştığımız hedef kitle oldukça spesifik bir grup olduğu için büyük hibe ve fon başvurularında öncelikli olarak tercih edilmeyebiliyoruz.

“Geleceğe Koşanlar”, “Bilim Sende, Hayat Sende” gibi çalışmalarınız var. Bu çalışmalarınızda neler yaptığınızı anlatır mısınız?

– Geleceğe Koşanlar projesinin Dalyan Vakfı’nın desteği ile geçtiğimiz yıldan bu yana sürdürüyoruz. Proje kapsamında 47 gence burs, kamp ve mentorluk hizmeti sağladık. İstanbul Maratonu kampanya süreci bu yüzden çok önemli. Koruma altındaki çocukların burs, kamp ve mentorluk hizmetlerine ulaşması için koşacak onlarca koşucu sayesinde bu yıl daha fazla gence ulaşmayı hedefliyoruz. İstanbul Maratonu’nda adımlarını Hayat Sende ile atmak isteyenler hayatsende.org adresini ziyaret edebilir, bil@hayatsende.org adresine e-posta atabilirler.

Koruma Altındaki Çocuklar Bilimi Keşfediyor Projesini derneğimizin koordinasyonunda, Bilim Kahramanları Derneği ile birlikte hayata geçiriyoruz. Projeye Ankara’da bulunan sevgi ve çocuk evlerinde kalan çocukların katılım sağlıyor. Projenin amacı, koruma altında bulunan ve 6-16 yaş aralığındaki çocukların kurum bakımı süresince ve bakım sonrasında sosyal uyum sürecini kolaylaştırmak için bilimi kullanmaktır. Bununla beraber yaygın eğitim metotları kullanılarak öğrenmeye ve kendini geliştirmeye açık bireyler olabilmeleri için güçlendirmek, sosyal ortamlarda öz güvenlerinin artırılması ve inisiyatif almaları konusunda desteklemek, grupla çalışma ve ortak bir amaç doğrultusunda mücadele etme becerisini geliştirmek amaçlanmaktadır.

Türkiye’deki yetiştirme yurtları hakkında neler düşünüyorsunuz?

– Yuvaların çocukların gelişimine verdiği onulmaz zararlar akademik araştırmalarla defalarca ispatlanmış durumda. Türkiye’de yakın zamanda yuva ve yetiştirme yurtlarının yerini sevgi evleri ve çocuk evleri alsa da personel eliyle bakım devam etmekte. Ailesizliğin şiddetle eşdeğer olduğu bugün sıkça dile getirilen hususlardan biri. Bu farkındalığı oluşturmak zor ama biz çocukların hayatlarında oldukça olumlu dönüşümlere yol açan bu yolculuklara şahit oldukça daha fazla fikir ve proje hayata geçirmek için çalışmalarımıza hız veriyoruz.

Personel bakımının zararları çocukların gelişimlerinde çok daha fazla olumsuzluğa neden olmaktadır. Sevgi ve çocuk evlerinde 0-3 yaş arası çocuklar 18 saate kadar karyolaların arkasında kalmaktadır. Ayrıca, bakım verenlerle temasları çok yetersizdir. Birebir bakım verenin olmaması, bakım verenlerin ve gönüllülerin sürekli değişmesi çocuklarda bağlanma bozukluklarına yol açmaktadır. Bu durum ileri ki yaşamlarında suça ve seks işçiliğine sürüklenmelerine neden olabilmekte, aile hayatına da olumsuz etkilerde bulunabilmektedir. Ayrıca, dil becerileri, psikomotor becerileri gelişememektedir. Personelde de yuva çocuğu geç konuşur gibi klişeler oluşmuştur. Bu durum, çocukların sorunlarında profesyonel destek arama süreçlerini geciktirmektedir. Bunlara ek olarak ne yazık ki kurumlarda akran şiddeti ve personel şiddeti de oldukça yaygındır. Tam da bu noktada her çocuğun sevgi dolu ailelerde hayata hazırlanmasının önemi ortaya çıkıyor.

Hayata geçirmek istediğiniz başka projeleriniz var mı?

– Online mentorluk uygulaması ile koruma altındaki gençlere kapsamlı bir yol haritası çizebilmeyi hedefliyoruz. Şiddet ve travmalar yaşadıktan sonra değil, travmalar yaşanmadan; önleyici hizmetlere yoğunlaşmayı istiyoruz. Uluslararası alanda gördüğümüz “Küçük Ev” gibi olumlu etkileri olan örnekleri Türkiye’de hayata geçirebilmeyi çok isteriz. Türkiye’deki hali hazırda %28’lerde olan koruyucu aile sayısının gelişmiş ülkelerdeki örnekler gibi %80’lere çıkarabilmek için kısa süreli, uzman/profesyonel gibi koruyucu ailelik modellerine teşviki artırarak bu modelleri Türkiye’de de canlandırmak istiyoruz.

Sizce sivil toplum kuruluşları halkın sorunlarını dile getirmekte başarılı mı? Hayat Sende Derneği bunu gerçekleştirdiğini düşünüyor mu?

– Bizce evet. Gelecekte daha da başarı olacağını düşünüyor ve umut ediyoruz. Derneğimiz sorunları tespit edebilmek ve ihtiyaç analizi yapabilmek adına çalıştaylar düzenliyor ve bu çalıştaylara konunun öznesi olan çocuk ve gençlerin katılımını çok önemsiyor.

Dernek olarak talep ettiğiniz şeyler var mı? Bizim aracılığımızla neler söylemek istersiniz?

– Dernek olarak sizlerden tek ricamız koruma altındaki çocuk ve gençlerin geleceğe umutla bakması için Hayat Sende’nin sesini duyurmanız, ve çalışmalarımızı yaygınlaştırmanızdır. Her çocuğun sevgi dolu bir ortamda büyümesi gerektiğini ve koruyucu aile olmanın önemini topluma anlatmak müşterek gayemiz olmalıdır.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin