Genç Hayat Vakfı ile söyleşi

Dilan Hür

0
Genç Hayat Vakfı

Gazete İstanbul, sivil toplum kuruluşlarını ve topluma yansımalarını inceliyor. İlk olarak Genç Hayat Vakfı’nı ele aldık ve Vakıf İletişim Koordinatörü Sezen Engiz ile söyleştik.

Genç Hayat Vakfı 2008 yılından bu yana 11-18 yaş aralığındaki gençliğe yeni adım atan çocukları hayata hazırlayan, onlara destek olan bir sivil toplum kuruluşu. Çocuk işçiliğini engellemeyi amaçlayan Vakıf, çocukların mevsimlik işçi olarak çalıştırılmamaları için yaz okulları açıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği hakkında projeler geliştiren ve Suriyeli mültecilerle çalışmalar yürüten Vakıf, üyeleri ve üniversiteli gönüllülerle eğitimler veriyor.
Gazete İstanbul olarak Genç Hayat Vakfı’nın Kağıthane’deki ofisini ziyaret ettik ve Vakıf’a dair sorularımızı İletişim Koordinatörü Sezen Engiz’e yönelttik.

Genç Hayat Vakfı
Sezen Engiz

Genç Hayat Vakfı’nın kuruluş sürecinden bahseder misiniz?                                                                        – 2008 yılında İstanbul’da kuruldu. Yönetim Kurulu Başkanı Beyza Zapsu. Beyza Hanım kişisel olarak bir kuruluş altında çalışmalar yapmasa da, ilgisi olan bir alan. O yüzden madem biz bu kadar yardımlar yapıyoruz, çocuklara destek oluyoruz, o zaman neden bunu bir vakıf altında yapmıyoruz diyerek yola çıkıyor. Vakfın 11-18 yaş grubunu seçmesi bu dönemin ergenlik dönemi olmasından kaynaklanıyor. Zor bir dönem. O yüzden biz bu alanda çalışmaya başlayalım dedik. İsmimiz de zaten Genç Hayat, aslında tam gençlik değil de gençliğe ilk adım atan bir yaş grubu olduğundan böyle bir karar alıp bu yaş grubuyla çalıştık.

Genç Hayat Vakfı kurulduğunda insanların tepkisi nasıl oldu?                                  — Ben 2010 yılında başladım burada çalışmaya yani Vakıf kurulduktan 2 sene sonra. Olumsuz bir şey duymadım benden öncesinde de. Yani zor bir soru bu. Vakıf bu yıl 10. yılında ve çevresinde de olumlu karşılandığını söyleyebilirim.

“İlk çalışma mahalle çalışmasıydı”

Kuruluşunuz sonrasında ilk uygulamanız ne oldu? Çalışmalarınıza nasıl başladınız?                                                                                                                      – İlk çalışma mahalle çalışmasıydı. O zamanlar Vakıf Mecidiyeköy taraflarında bir plazada kuruluyor. Sonra plazadan İstinye Mahallesi’ne bir geçişi oluyor. O da şu yüzden oluyor, plaza da bir vakıf olmuyor diye karar veriliyor. Mahalle çalışmaları yapılıyor ev ziyaretleri yapılıyor, gençlerle bir araya geliniyor, atölyeler yapılıyor. Plazanın havasının tüm bunları yapmak için uygun olmadığına kanaat getiriyorlar, sonra İstinye’de mahalle içinde bir yer seçiliyor ve ilk çalışmalar da yine mahallede oluyor. Öğrencilerle atölyelerde ebru yapılıyor. Bir diğer ilk çalışmamız ise Doğru İletişim Projesi (DİP) idi. Onda da MEB ile bir protokol imzalanıyor ve “Okullarda doğru iletişim nasıl kullanılır?”, “Barış dili nedir?” gibi çalışmalar yaptık.

Vakıf olarak amacınız nedir? Sizce o amacı gerçekleştirebiliyor musunuz?
Temel amacı 11-18 yaş grubunun hayata hazırlanma sürecinde bu yaş grubuna destek olmak. Sadece bu yaş grubuna destek olmuyoruz. Çünkü bu yaş grubunu iyi desteklemek için onların çevresindeki tüm gruplarla çalışılması gerekiyor. Yani öğretmen de oluyor bu kimi zaman aile de oluyor.

Vakıf ihtiyaçlarını nasıl karşılıyor?
Genel olarak zaten vakıflar proje yazarlar, proje geliştirirler ve bunun için bir fon alırlar ya da bağış alırlar.

Devlet maddi veya manevi destekte bulunuyor mu?
Hayır, devlet herhangi bir destekte bulunmuyor.

Vakıfta gönüllü olarak çalışmalara katılan insanlar oluyor mu? Size nasıl yardımcı oluyorlar?
Vakıfta gönüllülük proje bazlı. Yani ofiste gönüllü olan biri olmuyor ama çocuk işçiliğini önleme amaçlı çok uzun yıllardır çalışıyor Vakıf, bu alanda da yaz okulları açıyor. Anadolu’da hasat zamanı çocuklar okullarını yarıda kesip mevsimlik işçilik yapıyor, fındık toplamaya gidiyor pamuk toplamaya gidiyor. Biz de onları hasat bölgesinde karşılıyoruz ama sadece fındık hasadında ve bir yaz okulu açıyoruz. O açtığımız yaz okuluna çocuklar geliyorlar hem eğitimleri destekleniyor hem daha sağlıklı besleniyorlar hem daha güvenli bir alan yaratılıyor onlara. Çünkü tarlaya giderlerse böcek sokması olabilir dere kenarlarında başlarına bir iş gelebilir ama tabi en önemlisi çocuklar tarlada çalışacakken biz diyoruz ki siz çalışmayın gelin okula çünkü sizin çalışacağınız bir yaş değil henüz. Bu süreçte çocukların yanlarında gönüllüler oluyor.

Vakıfa her yaştan insan geliyor mu? Herhangi bir yaş aralığında yoğunluk var mı?
Vakıf böyle kapısı çalınıp ziyaret edilebilecek bir yer değil. Burayı proje geliştirilen bir yer gibi düşünmek gerekiyor ama farklı yaş gruplarına da ulaşıyoruz elbette. 11-18 yaş grubuna ulaşmak için eğer aileyle de çalışıyorsanız evet yaş aralığınızı sadece 11-18 olarak tutamazsınız. Anlattığım fındık hasadı projesinde de çocuk işçiliğini önleme projesinde de bazen 11-18 yaş aralığı olmasına rağmen 9 yaşındaki çocuğu da alabilirsiniz yaz okuluna. O yüzden biraz daha yaş skalası genişliyor.

Genç Hayat Vakfı olarak yaşadığınız zorluklardan bahseder misiniz?
Vakıflarda çok güzel işler yapılır ama genellikle pek duyan olmaz, basına yansımaz. Bu bizim için bir zorluk olarak düşünülebilir. Her vakıf bağış veya fon alarak projelerini gerçekleştiriyor, insanlardan bağış almak da kolay değil bu da bizim için bir zorluk.

“Gençler okumak ve çalışmak istiyor”

Türkiye’deki gençlere yönelik araştırmalarınız var. Sizce gençlerin en temel ihtiyacı ne? Araştırmalarınızda onlara dair tespitleriniz neler oluyor?
Gençler okumak ve çalışmak istiyor, temel dertleri bu. Okul hayatları bir şekilde kesintiye uğrayabiliyor ya da çok küçük yaştan itibaren çalışmaya başlıyorlar sigortasız bir şekilde ve kötü şartlarda. Bunu yaşayan gençler de hemen çalışmak değil okumak istiyorlar.

“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İçin Gençler Sahnede” adlı projeyi hayata geçirdiniz. Toplumsal cinsiyet eşitliğine önem veren bir kurumsunuz. Peki Genç Hayat Vakfı’ın bu konuya önem vermesindeki sebepler neler?
-Çok temel bir sebep toplumsal cinsiyet eşitliği. Örneğin, iş hayatında çeşitli eşitsizliklere maruz kalınabilir ama bunun için temelden çalışmaya başlamak gerekiyor. Lise de bunun için iyi bir yaş aralığı aslında. İlk Nevşehir ve Konya’da proje yürütmüştük. Meslek liseli kızlarla çalışmıştık bu konuda. Sonra onlar demişti ki “Sadece bizimle çalışmanız yetmez erkeklerle de çalışın çünkü orada da bir sorun var”. Bir sonraki projede erkek öğrenciler ve kız öğrencilerle çalıştık. Çünkü genç kızların öz güvenlerinin yüksek olması gerekiyor. Hayatları boyunca birçok şey duyabilirler, ileride iş hayatında okul hayatında vs. Eğer kendileri yapabileceklerinin güçlü olduklarının inanırlarsa o zaman cinsiyetin hiçbir önemi kalmaz ve özgüveni yüksek, kendi potansiyelinin farkında olan nesiller yetişebilir.

Bu yıl “Çocuk İşçiliğini Önleme Yılı”

Türkiye’ de çocuk işçiliği çok yaygın. Siz de çocuk işçiliğini önlemek için çalışmalar yapıyorsunuz. Yapılan çalışmalar bu amacın gerçekleşmesinde ne kadar etkili sizce?
Bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarından biriyiz. Bir yanda da yapılan çalışmalar şunu gösteriyor: Bu yıl “Çocuk İşçiliğini Önleme Yılı” ve Bakanlık, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, aslında herkes bu işin içinde ve bir şekilde yasalarla, haklarla denetlenmeye çalışılan bir sorun çocuk işçiliği. O yüzden devlet, özel sektör, sivil toplum kuruluşları bunların hepsinin bir araya gelerek yapabileceği, çözümler üretilebileceğini düşünüyoruz. Biz de bunun bir parçasıyız. Bu yılın “Çocuk İşçiliğini Önleme Yılı” olarak ilan edilmesi de yapılan çalışmaların iyi bir yere gittiğini gösteriyor.

“Mülteci kadınlara dil eğitimi verildi”

Suriyeli mültecilere yönelik çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?
Mültecilerle Küçükçekmece’de çalıştık. International Medical Corps (Uluslararası Tıp Derneği) ve Küçükçekmece Belediyesi desteğiyle yapıldı bu çalışma. Orada bir mahalle çalışması yürütüldü, aynı zamanda okulda da çalışıldı. Buradaki amaç sadece Suriyelilerle çalışmak değil bir kaynaşma ortamı da yaratmaktı. Hem Türk hem de Suriyeli çocuklar aynı yerde aynı atölyeye dahil edildi ve böylece bir arada olmanın daha güzel bir şey olduğunu anladılar. Mülteci kadınların dil sorunu vardı, dil eğitimleri verildi. Mahalle çalışmalarında mültecilere ev ziyaretleri yapıldı sorunları dinlendi yardımcı olundu.

Hayata geçirmek istediğiniz başka projeleriniz var mı?
Çocuk işçiliğini önleme amacıyla çalışmalara devam etmek istiyor Vakıf . Çünkü bu önemli bir alan. Ne kadar çok çocuğa ulaşabilir ve onları tarlalardan çekebilirsek bizim için o kadar iyi başarı olacak.

Sizce sivil toplum kuruluşları halkın sorunlarını dile getirmekte yeterince başarılı mı? Genç Hayat Vakfı, bunu gerçekleştirdiğini düşünüyor mu?
Tek başına sivil toplum kuruluşları başarılı olamaz. O yüzden özel sektör devlet iş birliğini uyguluyoruz. Bence bu değerli bir şey. Sadece var olan bir sorunun küçük bir parçasından tutabilir sivil toplum kuruluşu. Mutlaka bunu birileri tarafından fonlanması desteklenmesi gerekiyor. Genç Hayat onuncu yılında ve bu kadar yıldır yaptığı işlerin hepsinin çok güzel işler olduğunu düşünüyorum.

Vakıf olarak talep ettiğiniz şeyler var mı? Bizim aracılığımızla neler söylemek istersiniz?
Ne kadar çok desteklenirse Vakıf o kadar iyi işler yapabilir. Basına yansırsak belki yaptığımız işler daha çok okunabilir, insanlar bilgilenebilir diye düşünüyorum.

Genç Hayat Vakfı, temelde çocuklara odaklanıyor ve Türkiye’de görünür bir sorun olan çocuk işçiliğinin önlenmesi için projeler geliştiriyor. Vakıf, insanları bilgilendirmek için basında daha çok görünür olmak istiyor.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin