Edebiyat; Gerçek Hayatın Yansıması… Diğer Annenin Günü

Annenin Günü
Ressam: Daniel Ridgway Knight

“Uyusun da büyüsün
Derdin büyüdüm anne.
Bana o ak sütünden
Verdin, büyüdüm anne.

Uykuma yıldızları
Serdin, büyüdüm anne.
Anne güzelliğine
Erdin, büyüdüm anne.*”

Edebiyat gerçek hayatın bir yansıması değil midir? İnsan tarafından insanın deneyimleri ve hayal gücüyle oluşturulan bu dünyada da bir gerçeklik, bir doğruluk payı yok mudur? Kurmacalar da bir gerçekliğe dayanmaz mı? Roman, öykü ve şiirlerde anlatılanlar ve oralarda yaşayan kahramanlar insan eliyle yaratılan ve gerçeği yansıtan ayna değil midir? İşte bu bağlamda tek güne sığdırılması elbette mümkün olmayan fakat bağlılığın, umudun, sevginin en kuvvetli en karşılıksız en beklentisiz ve sonsuz olanında, dünyanın birleştiği ortak günlerden biri olan anneler gününde biz de edebiyatın içinde yaşayan, bir romanda, öyküde ya da şiirde can bulan bazı anneleri hatırlamak, hatırlatmak istedik.

Victor Hugo’nun yazdığı Sefiller romanında kızı Cosette için saçlarını kesip satan Fantine hangi okuyucusunu etkilememiştir ki? Onun bu fedakârlığı hangi kelimelere sığabilir? Tolstoy’un Anna Karenina’sında oğlunu çok seven Anna, aşkı için oğlundan uzaklaşması gerektiğinde oğlunu tekrar görebilmek için az mı çırpınmıştı? İkinci çocuğu karşısındaki ilgisizliği kendisinden başka kime o kadar zarar vermiştir?

Her ne kadar öz çocuğu olmasa da Çalıkuşu’nda Feride, yanına alıp bütün şefkatiyle büyütmemiş miydi Munise’yi? Munise için hissettiklerini bir de Feride kendi anlatsa burada hala kurmaca diyebilir misiniz ona?

Gül Mevsimidir’de yaşlı, huysuz Mesaadet’in huysuzlukları Rüştü’yü hala sevdiğinden dolayı mıdır yoksa yaşlılıktan dolayı mı? Füruzan istedi diye mi öyle davranır yoksa yaşadıklarından dolayı mı?

Maupassant’ın Kan Davası öyküsündeki anayı hatırlarsınız belki, oğlunun ölüsü karşısındaki duruşu ve intikam alma isteği karşısındaki sabrı, gerçek hayattan nasıl ayrılabilir?

Ömer Seyfettin’in Bahar ve Kelebekler adlı öyküsünde o yaşlı nineden baharın ve kelebeklerin anlamını öğrendikten sonra baharda gördüğümüz ilk kelebeklere dikkat etmemiz bir tesadüf müdür?

Bazen bir romanda, bir öyküde rastladığımız bir anne, öz annelerimiz kadar hatta daha fazla etkileyebilirler hayatımızı.      Kimi zaman bu etkinin farkında oluruz. Kimi zaman ise hiç fark etmeyiz. O halde neden bu güzel günde onları unutalım?

Kim bilir belki siz annenize yaptığınız sürpriz için heyecanlanırken Küçük Kadınlar’dan Jo, Meg , Beth ve Amy de annelerine bir sürpriz hazırlıyorlardır. Hatta belki Kırmızı Başlıklı Kız bu sefer kurda yakalanmadan annesi ve anneannesi için en güzel çiçekleri toplayıp evine doğru koşturuyordur, siz işten veya okuldan eve dönmeye çalışırken. Kim bilir belki Kırmızı Pazartesi’nden tanıdığımız Santiago Nasar’ın annesi, o son pazar günü oğlunu nasıl gördüğünü hatırladığında bu anneler gününü de gözyaşları içinde geçirecektir. Belki bu Pazar günündeki vapur gezisinde o İlk Cinayet hiç işlenmemiş olacak anne ve çocuk hiç ağlamayacak güzel bir gün geçireceklerdir. Kim bilir!

Gününüz kutlu olsun sevgili anneler.

*Faruk Nafiz Çamlıbel

Yazan: Almira Koç

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin