Bir İstanbul hikayesi (Galataport) Salıpazarı Kurvaziyer Limanı projesinde ilk kazma vuruldu

0
Salıpazarı Kurvaziyer Limanı projesinde ilk kazma vuruldu
Yıkımına başlanan ve yerine Liman hizmetleri tesislerinin yapılacağı eski İstanbul Liman İşletmesi Dairesi binası

Gelişimi ve proje süreçleri bir kent hikayesi özelliklerine sahip Salıpazarı Kurvaziyer Limanı projesinde kazma vuruldu. Nargileciler, Antrepolar, Liman Dairesi Başkanlığı binası yıkılmaya başlandı

Öykü 1990’larda başlar. Galataport adıyla bilinen Salıpazarı Kurvaziyer Limanı Projesinin ilk dillendirilmeye başlandığı yıllar 1990’lardır.

2002’de proje sahasının özelleştirme kararı alınır. İhalesi 2005’te yapılır. 3,5 Milyar Euro teklif ile Royal Carribean Cruises konsorsiyumu işe talip olur. Danıştay’ın imar planına olur vermemesi üzerine ihale iptal edilir.

Salıpazarı Kurvaziyer Limanı projesinde ilk kazma vuruldu 2
Restarasyon çalışmalarının başladığı eski Denizcilik Bankası T.A.O Genel Müdürlük binası

Saha içerisinde İstanbul Modern yer alır ve faaliyetlerine başlar.

Mehmet Ferec Balta ve Hayati Şanlı adlı iki girişimci “Galataport”un isim hakkını alırlar. Bu nedenle de ikinci ihale Salıpazarı Kurvaziyer Limanı Projesi adıyla yapılır. Galataport adı kaldı yadigâr, Salıpazarı Kurvaziyer Limanı Projesine bütün hızıyla devam edilir.

Yıl 2013 Mayıs’ı ihale yenilenir. Verilen 5 teklifin en yükseği 702 milyon dolarla Doğuş Holding’e aittir. Fiyat düşmüştür, çünkü işletme süresi 30 yıla indirilmiştir, imar planları değiştirilmiştir, kat oranları düşürülmüştür.

ÇED raporu yenilenmiş, Çevre Bakanlığı tarafından kabul edilmiş, sürecin başlaması için hiç bir engel kalmamıştır.

Proje içinde yer alan tescilli birçok tarihi eserin restorasyonu başlayacak, yıkımlar yapılacak, İstanbul Modern Paket postanesine geçici olarak taşınacak, proje 3 yıllık yapım sürecine başlayacaktır. Proje inşaatı Bilgili Holding ve Doğuş Holding ortaklığı ile yaşam bulacaktır.

Karaköy Rıhtımından Mimar Sinan Üniversitesi Fındıklı Kampüsü’ne kadar uzanan 1.2 kilometrelik sahil şeridini, 112 bin 147 metrekarelik alanı kapsayan bu uzun ve büyük kıyı şeridinde ne olup bitecekse 3 yıl içinde göreceğiz. Umuyoruz ve diliyoruz ki “hazır kazma vurmuşken, aradan Şu Mimar Sinan Üniversitesini de çıkartalım” akla gelenlerden olmaz.

Projeye itirazlar ve dile getirilen endişeler
TMMOB İstanbul Mimarlar Odası ve TMMOB İstanbul Şehir Plancıları Odası’nın başı çektiği grupların projeye itiraz gerekçelerini de gözden geçirelim.

Her iki oda da bölgenin plansız olduğunu savunuyor. Beyoğlu’nun koruma amaçlı imar planının bütüncül olmadığını ve bu tür mega projelerin bu planda yer almadığını ileri sürüyorlar.

Başka bir itiraz noktası ise kıyıların, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda yer alan hükümle herkesin eşit ve özgür olarak ortaklaşa yararlanmasına açık alanlar olarak tanımlanmış olmasıyla ilgili. Anayasa 43.maddes, “Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.” hükmünü içeriyor. Bu projede ise kamuya açık olması gereken alan, özel kullanıma açılarak yapılaşmaya maruz bırakılıyor.

Ayrıca burada projeye bağlı olarak yaşanacak gelişmelerin bölgedeki insan ve yaşamına olumsuz etkileri olacağından endişe duyuluyor. Proje rant ve sermaye odaklı gelişeceğinden bölgedeki küçük esnafın bölgeyi terk etmek zorunda kalacağı vurgulanıyor. Projenin bölgede deniz insan ilişkisine olumsuz etki yapacağı belirtiliyor. Sosyal dokunun rant uğruna bozulacağı, çok uzun bir sahil şeridinin kent deniz ilişkisi arasına duvar öreceği endişeleri paylaşılıyor.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin