Bir Galatasaray Delisi: Karıncaezmez Şevki

0
Bir Galatasaray Delisi: Karıncaezmez Şevki

İstanbul’da, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi olarak bulunduğum 1964-1971 yılları arasında, özellikle Galatasaray maçlarının oynandığı günlerde, Beyoğlu’nda, Galatasaray Lisesi’nin büyük kapısının önünde, bir eli havada, heykel gibi dakikalarca ayakta duran bir adam görürdüm.

Adamın elbiseleri, boyun atkısı, çorapları velhasıl her şeyi sarı-kırmızıydı. Elinde de sarı-kırmızı çiçekler olurdu. Çoğu kez, yakasında, ya da mendil cebinde de çiçek vardı. Bazen arabasının yanında dururdu. Arabası, sarı-kırmızı boyalı, her tarafında sarı-kırmızı renkli bayrak ve şeritler bulunan ve içi esans kokan eski bir arabaydı. Daha eski tarihli resimlerinde Opel marka bir araba görünürse de benim 1960’lı yıllarda gördüğüm araba Volkswagen’in kaplumbağa modeliydi. Jantları bile sarı kırmızıydı. Burada, bir elini havaya kaldırmış, dakikalarca selâm duran adama Karıncaezmez Şevki dediklerini duymuştum.

Bir Galatasaray Delisi: Karıncaezmez Şevki
Bir Galatasaray Delisi: Karıncaezmez Şevki

Karıncaezmez Şevki’nin asıl adı Şevki Güney’dir. 1919 yılında doğdu. İstanbul’da, 15 yıl kadar belediye otobüsü şoförlüğü yapmıştır. Otobüsün şoför mahfelini çiçek bahçesine döndürdüğü için disiplinsiz sayılmış ve işten atılmıştır. Sonra da İstanbul’da taksi-dolmuş şoförlüğü yaparak geçimini sağlamıştır. Çok dikkatli araba kullanır, şehir içinde aşırı hızla araba sürmezdi. Daha doğrusu, şehir içinde otuz km’yi asla aşmazdı. Ömrü boyunca hiç trafik kazası yapmamıştı. İstanbul’da, 1950’li yıllarda emniyet müdürlüğü ve 1970’li yıllarda da Ecevit Hükümeti’nde içişleri bakanlığı yapan Orhan Eyüboğlu, ona, dikkatli araba kullandığı için, “Karıncaezmez” lâkabını takmıştı.

Karıncaezmez Şevki, fanatik bir Galatasaraylıydı. O, Galatasaray maçlarına gittiğinde aşırı tezahürat yapmaz, sırtını sahaya değil seyircilere dönerek maçı seyrederdi. O zamanlar, Fenerbahçeliler ve Beşiktaşlılar da onu severlerdi. Hatta bazı maçları Galatasaraylı taraftarların arasında değil, diğer takımın taraftarları arasında seyrederdi. O yıllarda, durmadan küfreden, diğer takım taraftarlarına döner bıçaklarıyla saldıran fanatikler henüz yoktu. Maç nerede olursa olsun, her iki takımın taraftarları da maçı izleyebilirlerdi. Hatta, o yıllarda, Trabzon gibi yerlerde, maçları izlemeye gelenler arasında hatırı sayılır sayıda kadın seyirci bulunduğunu bizzat gördüm.

Karıncaezmez Şevki, evliydi ve iki çocuğu vardı. Fakat onun Galatasaray hastalığı evliliğinin yürümesine engel oldu. Eşi kendisini terk etti. Karıncaezmez Şevki boşanma duruşmasına da sarı-kırmızı giysilerle gitmişti.

Karıncaezmez Şevki, Galatasaray taraftarlarından her zaman iyi muamele görmedi. Bir keresinde, bir Galatasaray-Fenerbahçe maçında, Galatasaray 3-2 yenilince, onun uğursuzluk getirdiğini söyleyenler oldu. Onu tribünlerde itip düşürdüler. Bu olayda sağ kolu kırılmıştı. Uzun süre kolu alçıda kaldı. Tedavi iyi sonuç vermedi ve sonunda kırı- lan sağ kolu kesildi. Ameliyatını, bir ara Galatasaray Kulübü başkanlığını da yürüten Prof. Dr. Ali Uras ve Dr. Ergun Dizdaroğlu yapmışlardı. Bu arada, Türkiye’de, takım taraftarlığının yerini yavaş yavaş şiddet yanlısı fanatiklik almaya başlayınca, Karıncaezmez Şevki’nin sarı-kırmızılı arabası zaman zaman saldırılara uğradı. Kendisi de hırpalandı. Kolu kesildikten sonra artık maçlara gitmedi, Beyoğlu’na çıkıp Galatasaray’a selâm durmadı. Eve kapandı yıllarca. Kız kardeşi Nuriye Haskatar ona baktı. O arada Karıncaezmez Şevki başka hastalıklar ve ameliyatlar da geçirdi. Kimseden yardım istemedi. Zaten o yıllarda nerede olduğunu bilen de yoktu. Hatta öldüğünü̈ söyleyenler olmuştu. Derken, Şevki Karıncaezmez 1980’li yıllarda tekrar ortaya çıktı. Galatasaraylı Gheorghe Hagi kendisini ziyaret etmiş, böylece hayatta olduğu anlaşılmıştı. Ondan sonra bir Galatasaray kongresine gitti ama orada kürsüye çıkıp taraftarları selâmlamak isteyince yaka paça dışarıya atıldı.

Karıncaezmez Şevki, Galatasaraylı futbolcular içerisinde Turgay ve Metin’i çok severdi. Metin Oktay’ın, 1965 yılında çevirdiği Taçsız Kral adlı filmde de küçük bir rol almıştı. Metin Oktay’ın, genç yaşta, bir trafik kazasında ölmesi onu çok üzmüştü. Turgay Şeren, Karıncaezmez Şevki’yi hastalık yıllarında, evinde ziyaret etmişti.

Karıncaezmez Şevki, uzun bir hastalık döneminden sonra, 23 Mart 2000 tarihinde, İstanbul’da öldü. Cenaze masrafını Galatasaray kulübü üstlendi. Karıncaezmez Şevki’nin cenazesine Turgay Şeren ve bazı eski futbolcular, bazı yöneticiler, Milli Amigo Birol, katıldılar. Galatasaraylı futbolcular ise, sağlığında ona pek ilgi göstermedikleri gibi, cenazesine de katılmamışlardı. Şevki Karıncaezmez’in tabutunun üzerine, daha önce, hastanede kendisine hediye edilen, üzerinde “Karıncaezmez-1” yazılı forma konmuştu.

Karıncaezmez Şevki, bir Galatasaray hastası, başka bir deyişle, bir Galatasaray delisi idi. Beyoğlu’nda, Galatasaray Lisesi’nin önüne, Galatasaray Kulübü tarafından Karıncaezmez Şevki’nin bir heykeli konamaz mı? Unutmayalım ki, İstanbul gibi, kültürel mirası zengin kentler, yalnızca arkeolojik kalıntılarıyla değil, tüm kültür varlıklarıyla yaşatılmalıdır. İstanbul’un velileri de halk arasında velileri kadar tanınan ve sevilen delileri de kültür mirasımızdır. Onları unutmamalıyız. Onlar hakkındaki bilgi, anı ve efsaneleri gelecek kuşaklara taşımalıyız.

Kaynaklar: Ümit Bayazoğlu, “Karıncaezmez Şevki”, NTVSPOR, (26 Şubat 2008).
Tevfik Yener, “Karıncaezmez Şevki”, Sabah, (17 Ekim 1998)

Dr. Mustafa Duman / gazeteistanbul

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin