Aziz Nesin Ve 1987 Demokrasi Kurultayı

0
Demokrasi Kurultayı

Yakın tarih anekdotları 4: Aziz Nesin Ve 1987 Demokrasi Kurultayı…

1987’de Türkiye’de demokrasi sorunu mu vardı?

Diyeceksiniz ki, ne zaman yoktu?

Ama 1987’ye geldiğimizde 12 Eylül’ün yasakları ve insanları içeriye tıkan TCK’nın 141, 142 ve 163. maddeleri hâlâ yürürlükteydi. Ve 12 Eylül 1980 Darbesi ile kapatılan AP, CHP, MHP ve MSP gibi partiler henüz açılmamıştı. Onların yerine DYP, SODEP, SP gibi başka adlarla partiler kurulmuştu. Fakat, AP Genel Başkanı Süleyman Demirel, CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan ve MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş hâlâ yasaklıydı. Yani bir partiye girmek ve genel başkan olmak gibi siyasal hakları yoktu. Dernekler, sendikalar da hala yasaklıydı.

Örneğin o yıllarda etkili bir grup olan ve benim de yönetiminde bulunduğum Türkiye Barış Derneği de kapalıydı.

Sivil inisiyatif oluşturmak ve direnmek için

Hatırlayalım; 1983 Kasım ayında seçim olmuş ve Turgut Özal başkanlığındaki ANAP tek başına iktidar olmuştu. Ama Özal, demokrasiyi iyileştirmek için hiçbir adım atmamıştı. O da, Cumhurbaşkanı Kenan Evren de mevcut yasaklı düzenin devam etmesini istiyorlardı.

Bu çıkmazdan kurtulmanın tek yolu sivil inisiyatif oluşturmak ve direnmekti.

Bunu da Aziz Nesin önderliğinde bir aydınlar grubu organize etti.

Aziz Nesin, yanına Prof. Dr. Sadun Aren’i de (eski TİP liderlerinden) alarak harekete geçti. Bu iki isim öncülüğünde, altına bizim Barış Derneği Başkanı E. Büyükelçi Mahmut Dikerdem’in ve benim de imzalarımız bulunan geniş bir yurtseverler grubu, bir Demokrasi Kurultayı toplama çağrısı yaptı.

Kurultay, 1987 yılının Nisan ayı sonunda Ankara’da Dedeman Oteli konferans salonunda toplandı. Toplantıya yasaklı liderler Süleyman Demirel ve Necmettin Erbakan da katıldı. Ecevit davetli olduğu halde gelmedi. Erdal İnönü SODEP Genel Başkanı olarak oradaydı.

Eski, yeni siyasiler, sendikacılar, gazeteciler, mesela Uğur Mumcu, İlhan Selçuk ve diğer ünlü isimler de oradaydı. O kurultay, tarihi bir buluşmaydı dersek abartı olmaz.

Demokrasi Kurultayı

Ne var ki, kurultay, Sadun Aren’in bir gün önce yaptığı bir açıklama yüzünden gergin başladı. Çağrı komitesi üyelerinin, TCK’nın 141, 142 ve 163 maddelerinin kaldırılması üzerine mutabık oldukları halde, Sadun Hoca, toplantıya bir gün kala 163. Maddenin kaldırılmasına karşı olduğunu açıkladı. Oysa Erbakan’ın temsil ettiği grup 163’ün kalkmasını istiyordu.

Aziz Nesin’in açış konuşmasından sonra, yasaklı siyasiler kürsüye çıktı. Tabii, her biri kendi bakış açısından demokrasiyi savunuyordu.

Siyasilerden sonra söz alanlar arasında ben üçüncüydüm.

Ben daha başta, Sadun Hoca’nın bir gün önceki konuşmasına katılmadığımı söyledim. Çünkü o üç maddenin kaldırılması konusunda bir mutabakat sağlanarak bu toplantı çağrısı yapılmıştı. Kaldı ki, 163. Maddeyi uygulayan yoktu. 1950’den bu yana işbaşına gelen sağcı iktidarlar döneminde hiçbir şeriat örgütlenmesine engel olmamıştı bu madde. 163 ile var olduğu sanılan duvar çoktan aşındırılmış ve üstünden atlanarak aşılmıştır. Bu madde ile sadece zikir halinde yakalanan bazı grupların üstüne gidilmiş, onlar da hapis falan yatmamıştı. Yani 163 fiilen ortadan kaldırılmış gibiydi. Ben özetle bu açıklamayı yaparken, Türk Hukuk Kurumu Başkanı Prof. Muammer Aksoy oturduğu yerden bana bağırdı:

Demokrasi Kurultayı“Çok yanılıyorsun. Kaldırılsın da gör neler olacak. Şeriatçılar kafamızı kesmeye geldiklerinde anlayacaksınız, ama artık çok geç olacak…”

Cevap vermedim, ama yerime oturunca yanıma geldi ve beni azarladı. Biz Muammer Hoca ile 1975 Halkevleri Kurultayı’ndan (Ben o kurultayın divan başkanıydım) beri tanışıyorduk.

Oysa benden sonra konuşan Uğur Mumcu ve İlhan Selçuk da benimle aynı gerekçeleri paylaşarak 163. Maddenin kaldırılmasını savundu. Uğur Mumcu ayrıca, tehlikenin 163 ile değil, şeriatçıların parasal örgütlenmesiyle yükselmekte olduğunu ifade etti.

Uğur Mumcu’nun ısrarla vurguladığı parasal güçlenmeyi daha sonra gördük ve bugün de ortadadır.

Ve hâlâ içimi yakan gelişme ise, hem Muammer Aksoy’un hem de Uğur Mumcu’nun daha sonraki yıllarda şeriatçılar tarafından katledilmeleridir. Onları saygı ile anıyorum.

Yine de o Demokrasi Kurultayı, iki gün boyunca süren yoğun tartışmaların ardından başarıyla sonuçlandı.

Ve orada alınan kararlar etkili bir kamuoyu baskısı oluşturarak, o üç madde, Özal’ın ANAP’ının çoğunlukta olduğu meclis tarafından oybirliği ile TCK’dan çıkarıldı.

1987 Demokrasi Kurultayı tarihe böyle not edilmeli ve bu mutabakat günümüzde de örnek alınmalıdır.

Bu vesileyle o başarının oluşmasına öncülük eden Aziz Nesin’i ve Sadun Aren’i saygı ile anıyorum.

 

Şefik Asan

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin